Firmalarda “Kariyer Planlama”, “İnsan Kaynakları” ve “Kişisel İmaj” faktörü...

Özellikle “Kariyer Planlama” ve değişimlerinde öncelikle kendinizde yapacağınız değişimleri planlamakta yarar vardır. Bu nedenle öncelikle kendinizi şöyle bir sorgulayın; bir değişime ne kadar hazırsınız?

Doğduğumuz günden beri bir değişimin içinde buluyoruz kendimizi... Ve devamlı olarak değişiyoruz... Bazen isteyerek, bilerek; bazen istemeden, doğa gereği; bazen de farkında olmadan, birinden, bir şeylerden etkilenerek...

Hiç arada bir sorguluyor muyuz kendimizi; acaba çocukluğumuzdan bu yana kendimizde neler değişti? Acaba görebiliyor muyuz aradaki farkı; bir değerlendirme yapabiliyor muyuz? Ve zaman zaman, geçmiş tecrübelerimizden yararlanıp, geleceğe yönelik yeni planlar yapabiliyor muyuz?

Ruhen sağlıklı insanlarda bazı ortak duygular, içgüdüler vardır; onları normal insan yapan içgüdüler... Hayatta kalmak, yaşamak istemek, korunmak, yemek-içmek, üremek, bir topluğa ait olmak, “daha yukarılardaki başarılar”a ulaşmak (kendini aşmak), sevilen olmak, saygın olmak istemek gibi... Bütün bunlar, insanları devamlı ve ileriye doğru değişmeye, kendisini yenileymeye iten “ivme”lerdir, yani “hayatın motorları”dır.

Son yıllarda neler değişmedi, yaşantımıza neler girmedi ki? Bilgisayarlar, cep telefonları, “microway” fırınlar, sesten hızlı “Concord”lar, saatte 600 km sürat yapan trenler, yüksek sürat yapabilen otomobiller, dondurulmuş hazır yiyecekler, CD’ler, DVD’ler, videolar, internet... Ve, biz de değiştik tabii ki, ister istemez... Değişmeyenler ise ya yerinde saydı ya da yokolup gitti. Değişebelenler de başardılar, yükseldiler, kazandılar...

“Değişim Anayasası”nın 1. maddesinde “Öğrenme” vardır, sonra “Planlama” ve diğerleri... Ne iş yaparsak yapalım, plansız atılan hiç bir adımın pek bir faydası yoktur... Amerika’da bir seminerde duymuştum, Japon firmaları, bir iş yaparken zamanlarının %75’ini planlamaya, %25’ini uygulamaya ayırıyorlarmış. Yani atalarımızın dediği gibi, on defa ölçüp, bir defa biçiyorlarmış... Bu seminerde bir şey daha duymuştum; Amerikalı yöneticiler, problem çözen yöneticilermiş, Japon yöneticiler ise, strateji üreten... Japonya’yı, Türkiye’nin yarısı kadar bir yüzölçüme sahipken ve Türkiye’nin 2 misli nüfusu varken, onu bir teknoloji ve ekonomi devi yapan, acaba başka ne olabilirdi ki?

insan Kaynakları

Daha önceki yazılarımızda, “İşimiz ile ilgili bir değişim yapmak istiyorsak, önce kendimizi değiştirmememiz gerekir” demiştik. Bunun işyerlerindeki planlanmasına; “Kariyer Planlama” diyorlar... Yani “İnsan Kaynakları”nın içindeki “Kariyer Planlama”...

Peki nedir “İnsan Kaynakları”? Önce onu bir tanıyalım...
Birçok konuda olduğu gibi, önceleri uluslararası firmaların bünyelerinde tanıdık bu birimleri... Eskiden “Personel Müdürlüğü” derdik bu birimlere... Personel işleriyle uğraşırlardı; girişler-çıkışlar, maaşlar, sigortalar vs... Dedik ya; dünya değişiyor; isterseniz uymayın bu yoğun rekabet piyasasına... Her konuya girmek zorunda kalıyoruz derinlemesine ister istemez... Firmalarda da böyle.

Ve “Personel Müdürlüğü” kavramı, kapsamı daha da genişliyor ve hepimizin bildiği gibi büyük şirketlerde “İnsan Kaynakları” adını alıyor... Tabii bu değişimlere gazeteler de uyuyor ve her hafta sonu “İnsan Kaynakları Ekleri” yayınlıyorlar...

Ne yapıyor bu “İnsan Kaynakları” birimleri / müdürlükleri?
- Firmanın personel politikasını belirliyor, firmanın genel hedeflerine uyumunu sağlıyor,
- İşletmenin büyüme / küçülme dönemlerinde çıkabilecek sorunlara stratejiler üretiyor, çözümler buluyor,
- Firmanın personel kaynaklarını organize ediyor,
- Birimlerin eleman ihtiyaçlarını belirliyor, uygun elamanları buluyor,
- Ücret, başarı, prim, prestij, statü, kariyer sistemini düzenliyor,
- Birimlerin ve burada çalışan personelin başarı ve başarısızlık kriterlerini belirliyor,
- Ödül sistemlerini geliştiriyor,
- Personele gelişim ve “Kariyer Planlama”sı yapıyor, eğitim olanakları sağlıyor,
- Personel motivasyonu, kurum içi ve dışı (iş yapılan çevreler ve müşterilere karşı) etkili iletişim planlaması yapıyor, bunun kurum kimliğine uygunluğunu sağlıyor, eğitimler düzenliyor,
- Personel üzerinde bir kurum felsefesi oluşturuyor,
- “Takım Ruhu”, “Toplam Kalite” felsefelerini çalışanlar üzerinde bir yaşam biçimi haline getirmeye çalışıyor...

Sıra sizde...


Evet artık çağdaş işyerlerinde böyle birimler var. Sizi düşünen... Bazı firmalar; “Koşulsuz Personel Mutluluğu” diyor buna... Ancak sizi düşünenlerden önce, sizin kendinizi şöyle bir düşünmeniz gerekiyor ve kendinizi bir sınamanız... Acaba siz kendiniz için ne düşünüyorsunuz, kendi geleceğiniz için... Kariyerinizde ya da hayatınızda yapacağınız değişim için öncelikle siz bir değişime hazır mısınız?

Bunun en kolay yöntemi; kendinizi şöyle bir gözden geçirin, nelere hayır diyor, olumsuz düşünüyorsunuz, nelere evet diyor, olumlu düşünüyorsunuz... Eğer buldunuzsa, bunlardan örneğin; 3’er tane seçin ve kendinize ve örneğin 1 aylık bir süre tanıyın; bakalım bu kadar süre içinde bunlardan kaç tanesini değiştirebileceksiniz?
Bunlar ne mi olabilir? İşinizi, evinizi, hatta ülkenizi değiştirmek ile ilgili olabilir; siyasi görüşünüz ile ilgili olabilir; tuttuğunuz bir takımı değiştirmek ya hiç beğenmediğiniz bir yemeği denemek olabilir...
Bu arada düşünmelisiniz; bu değişim kendinize bir zarar verebilir mi; ve size neler katabilir...
Bir de şu var, dikkat edin; hayatınızda bugüne kadar yaptığınız değişimlerde şayet cesaretsizseniz, bundan sonraki yapacağınız değişimleri de mutlaka küçük adımlarla gerçekleştirmelisiniz. Yani biliyorsunuz, keskin dönüşlerde otomobilinizi bile devirebilirsiniz! Aynen düşünün; yol mühendisleri bile, hız, dönüş, “merkez-kaç” ve eğim hesapları ile dönüşleri kolaylaştırırlar... Söz konusu insan olunca, bu “keskin dönüşler”in bazı konularda psikolojik rahatsıtzlıklara bile yolaçabileceğini unutmayın!

Özellikle kariyer değişimlerinde, öncelikle kendinizde yapacağınız bazı değişimleri planlamanızda yarar var... Bu nedenle öncelikle kendinizi sorgulayın.

Örneğin;
- Yabancı dil düzeyiniz ne durumda?
- Yapmayı düşündüğünüz iş ile ilgili eğitiminiz yeterli mi?
- Yakınlarınız (özellikle aileniz, eşiniz, sevgiliniz) bu değişime ne diyecek?
- Yakınlarınızın tam olarak görüşleri nasıl?
- Kişiliğiniz hedeflerinize uygun mu? O iş size göre bir iş mi?
- Gerekirse giyim stilinizi değiştirebilecek misiniz?
- Konuşmanız ve yazmanız ne durumda?
- Büyük kitleler karşısında konuşabiliyor musunuuz?
- İnsanlarla iyi, etkili bir iletişim kurabiliyor musunuz?
- Yöneticilik vasıflarına sahip misiniz?
- İnsanları sevk ve idare edebiliyor musunuz; edebilecek misiniz?
- Yeterli paranız var mı?
- Sizi kimler destekliyor; destekleyecek?
- Rakiplerinizi ya da düşmanlarınızı yeterince tanıyor musunuz?
- Sizi kimler kıskanacak, işinizi engelleyecek biliyor musunuz?
- Tam olarak neler kazanacaksınız?
- Bu arada neleri kaybeceksiniz?
- Yeterli cesaretiniz var mı?
- Kendinizi ne kadar hazır hissediyor sunuz?
- Bu değişimin zamanlaması doğru mu?
- Bir danışmana ihtiyacınız olacak mı? Kime / kimlere danışacaksınız?
- “Üst”leriniz bu duruma ne diyecek / ne diyorlar? Onların fikirlerini aldınız mı?
- En son neler öğrendiniz, neleri öğrenemediniz? Neden?
- En son çevrenize hangi, ne tarz insanlar, arkadaşlar girdi?
- Arkanızda nasıl bir iz bıraktığınızın farkında, bilincinde misiniz?
- Kendi “- ve +”larınızın neler olduğunu çok iyi biliyor musunuz?
- Amaçlarınız ne kadar gerçekçi?
- Acaba şimdikinden % kaç daha mutlu olacaksınız?...
Kariyer planlama
Kariyer Planlama; bir kişinin kendi hedefleri ile çalıştığı firmanın hedefleri arasında bir karşılaştırma yaparak, daha ilerideki görevlere aday olabilmek için kendini geliştirme ve bu konuda adımlarını planlama çalışmasıdır. Böyle planlamalar yapan firmalarda personelin;
- Motivasyonunun arttığı,
- Yoğun iş tatminin sağlandığı,
- Şahsi ve işi ile ilgili problemlerinin azaldığı,
- Mutlu personelin çalıştığı mutlu işyeri ortamlarının sağlandığı,
- “Ast”lar, “üst”ler, iş yapılan çevreler ve müşterilerle daha sağlıklı iletişimler kurulduğu, bunun sağlandığı,
- Bilgi birikimi ve aktarımının sağlandığı,
- Çalışanların işyerini benimsedikleri “sahip çıkma” duygusunun geliştiği gözlemlenmektedir.
Kariyer Planlamalar’da;
- Dürüst olmak ilk şarttır!
- Planlama, mutlaka üstlerin fikri alınarak, onların kontrol ve denetiminde yapılmalıdır,
- Kariyer Planlaması yapılan kişinin fikrini söylemesine fırsat, kendi kendini değerlendirmesine izin ve önem verilmelidir.
- “Alternatif Planları” yapılmalıdır.
- Firma bu planda eğitim olanaklarını belirtmeli, araç-gereç yaratmalı, maddi kaynak ve moral desteği sağlanmalıdır.
- Planlamayı İnsan Kaynakları Birimi yapmalı, üst yönetim ile personel arasında iyi bir köprü olmalıdır...
Kariyer Planınızın başarıya ulaşabilmesi için;
- Kişisel imajınızın iyi olması için çalışın,
- Gerektiğinde show yapın.
- Rol yapmayın,
- Samimi olun,
- Kulis yapın.
- Düzeyli olun,
- Dürüst olun,
- Saygılı olun,
- Sabırlı olun.
- “Açgözlü” olmayın,
- Yardımsever, adaletli olun,
- İyi yerlerde, önemli noktalarda tanıdıklarınız olsun,
- Hayatınızın akışını değiştirebilecek insanlara dikkat edin,
- Doğru zamanda doğru yerde olun,
- Roller dağıtılırken ya orada ya da akıllarda olun!
- Sevilip, sayılmaya bakın,
- Örnek olmaya, gösterilmeye çalışın,
- Bilgiyi önemseyin, öğrenin,
- Toplumun ortak değerlerini gözardı etmeyin,
- Temel haklarınızı savunun,
- Telif Hakları’na saygılı olun,
- Kişisel özgürlüğünüz, hoş görülebilir bir özgürlük olsun,
- Kendinizi de koruyarak, başkalarının çıkarlarını gözetin,
- Başkalarını engellemeyin, kıskanmayın,
- Etkili iletişimler kurmaya çalışın,
- Kısa, net ve kolay anlaşılır olun,
- Haklarınızı kolay, iyi algılanabilir şekilde savunun,
- Konuştuğunuz kadar dinlemesini de bilin,
- Dikkatli, tedbirli ve planlı olun,
- İnsanlar üzerinde, sık sık, nasıl bir iz bıraktığınızı düşünün,
- Konunuzda, ilk 3’e girmeye çalışın...

Yönetimin desteği şart


Kariyer planlamak, geliştirmek ve yaratmak, özel bir iştir. Bazen bir çok konuyu kapsayabilmekte, her kişi için değişik planlanmakta, hatta bu değişiklik firmadan firmaya değişebilmektedir. Ancak yine de genel olarak, bir projelendirme, uygulama, eğitim ve danışmanlık işidir Kariyer Planlama... Ve başarılı olabilmek için, başlangıçtan itibaren, firma üst yönetiminin bu çalışmaları desteklemesinde, kuruluşun tüm kaynaklarının bu çalışmalarda etkili olarak kullanılmasında yarar vardır.

Konuşma Dili ve Beden Dili üzerine...

İnsanları etkilemek, onlarla iyi bir iletişim kurabilmek için kullanacağımız en etkili araç, konuştuğumuz dildir... Dil iyi kullanıldığında iyi, kötü kullanıldığında ise kötü sonuçlar verir.
Bir başka dil; “Beden Dili”... Onun için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Ve bu iki dili gerektiği gibi ve uyum içinde kullandığımızda, kariyerimizde ve başarı basamaklarımızda ne kadar yararlı olduklarını görürüz.
Bunlarda yaptığımız hatalar ise, çevremizle kötü iletişimler kurmamamıza, hatta hiç kuramamamıza yol açabilir; iletişim bir güç ilişkisine dönüşebilir. Ve iletişim güçlüğü çekilen ortamlarda, insanlararasında etkili bir iletişimin kurulabilmesi asla mümkün değildir... Bu ortamlarda uzlaşmazlıklar, dengesizlikler olabilir ve bir amaca doğru ilerlenmesi son derece zordur.

Özellikle, işyerlerinde üst yönetimin sağlayacağı, çalışanların karşılıklı olarak birbirlerine duyacakları güven, gerçekçilik, sevgi, saygı, soğukkanlılık, iç huzur, iyi planlama, iş akışı, düzen ve disiplin; o işyerinde iyi bir iletişim kurulabilmesi için gerginliği yok eden en önemli etkenlerden biri ve ön şartıdır. Bizim birbirimizle iyi bir iletişim kurabilmemizin ön şartları ise; kendimizden, bilgimizden emin olmamız ve kendimizi özgür hissetmemizdir Yani davranışlarımızı sergileyebilme ve fikirlerimizi söyleyebilme özgürlüğüdür (fikir ve beden özgürlüğü)... Çünkü iletişimde özgürlük bedenle başlar; beden özgürlüğü, sözün de özgürlüğüdür...
Ancak biz bu özgürlüğü bazen doğamız gereği, çeşitli durumlarda kısıtlayabiliyoruz; örneğin mekanlara, insanlarla olan yakınlığımıza göre...

Bunlar;
- Çok yakın alan (eşimiz, sevgilimiz ile),
- Kişisel alan (dost ve arkadaşlarımız ile),
- Sosyal alan (küçük toplantı ve görüşmelerde),
- Kamu alanı (büyük toplantılarda).
(Beden dilinin hem küresel, hem yöresel hem de bölgesel olabildiğini unutmayın!).
“CV”ler, işe kabul...

Her şeyin başı insan; her şey insan için... Kısa vadede yapacakları kardan çok, uzun vadede elde edecekleri daha büyük ve kalıcı başarıları, saygınlığı ve bunların doğal sonucunda gelecek daha büyük karları hedefleyen kurumsallaşmış firmalar, kendilerini bu hedeflerine taşıyacak personellerinin işe alımında da titiz davranırlar.
Bir düşünün; bir iş görüşmesinde, CV’nizin yazım stilinizden, dizaynına; genel görünümünüzden, hareketlerinize, davranışlarınıza; hatta oturduğunuz semte kadar ne kadar büyük mesajlar verdiğinizi iyi biliyor musunuz?
Mutlaka biliyorsunuzdur ama çoğu zaman da bilemiyorsunuzdur o işe neden kabul edilmediğinizi...
İşte, iş görüşmelerinde en çok dikkat edilen noktaları gelin bir sıralayalım...
- Eğitim düzeyiniz,
- Bildiği yabancı diller, dereceleri,
- Özelliklerinizin, yapacağınız işe uygunluğunuz,
- Düzenli oluşunuz,
- Genel dış görünümünüz,
- Firmaya uyum sağlama eğiliminiz,
- Sözlü, sözsüz iletişim becerileriniz,
- Oturuş biçiminiz,davranışlarınız,
- Karakteriniz,
- Boş zamanlarını nasıl değerlendirdiğiniz, hobileriniz,
- Diğer becerileriniz,
- Yurtdışı deneyimleriniz,
- Okuma alışkanlığınız,
- Sigara içme alışkanlığınız,
- Sahip olduğunuz mal varlığı,
- Oturduğunuz muhit,
- Kullandığınız otomobil,
- Ailenizdeki diğer fertlerin eğitim durumları ve meslekleri,
- Görüşme sırasında çıkabilecek sorunları nasıl çözümlendiğiniz ve sonuçlandırdığınız,
- Diğer çalıştığınız firmalar, buralardaki görevleriniz ve süreleri,
- Genel kaliteniz,
- CV’nizin yazım stiliniz...
Firmanızda bir “verimsizlik” mi sözkonusu? Birşeyler yaparsanız, bazı şeylerin daha iyiye gideceğine, daha çok kar edeceğinize mi inanıyorsunuz?