İletişim dünyası ve Reklam’da bugün

İletişim’i artık herkes biliyor. Biraz geriye, daha ilk insanlara baktığımızda; henüz konuşamadıkları dönemlere gittiğimizde, İletişim’in beden diliyle başladığını görüyoruz... Bugün bile konuşmadan, ses çıkarmadan kullanabildiğimiz bir çok iletişim şeklinin olduğunu biliyoruz bedenimizde. Ve bunların sayısının binleri aştığını...

İlk insanlar birbirlerine olan sevgilerini, üzüntülerini, kızgınlıklarını hatta bizon sürülerinin nerelerde olduğunu, çeşitli sesler çıkararak anlatmışlar konuşmadan çook uzun zaman; sadece beden dilleriyle... Ve sonra çizimler yapmışlar mağara duvarlarına; susuzluklarını, sıcağı, soğuğu, yağmuru, rüzgarı, o bölgenin kendilerine ait olduğunu anlatmışlar böylece... Sonra sesler kelimeler yerini almış; ve bu hareketlerin... Yavaş yavaş konuşmayı öğrenmiş, sonra yazıyı bulmuş insanlar... Ve yüzyıllar geçmiş, yazı gelişmiş, kitaplar yazılmış ve işte bugünlere gelmişiz... İnternetÔde yayınlanan kitaplar, CD, DVD olarak üretilen ansiklopediler...

Neden iletişim kuruyoruz?

Düşündüğümüz zaman, her şey için iletişim kurduğumuzu görüyoruz. Ve İletişim öyle bir şey ki, hemen herşeyi içine alabildiğini görüyoruz. Hatta bu nedenle önüne gelen herkese “İletişimci” dendiğini de görüyoruz; hatta ödüllendirildiğini bile!
Evet, PR’ı, Reklam’ı, Kurum Kimliği’ni, Kurumiçi / dış İletişim’i, Sanat’ı, yaratıcılığı ve daha birçok şeyi içine alıyor İletişim. Hatta bazen Pazarlama’yı bile..
Pazarlama bir bilim dalı... Ancak bugün İletişim’le birleşitiriliyor ve ortaya iyi kullanıldığında inanılmaz bir güç çıkabiliyor; Pazarlama İletişimi...
Biliyoruz; özellikle 80’li, 90’lı yıllardan sonra gerek Reklam, gerekse PR sektöründe büyük gelişmeler yaşandı; hala da yaşanıyor. Ve bunlardan Reklamcılık, adeta bir lokomotif görevi görerek birlikte çalıştığı birçok sektörü sürükleyip götürüyor.
- Yazılı Basın (Gazete / Dergiler),
- TV (Görsel / İşitsel Basın),
- Radyo (İşitsel Basın),
- Araştırma şirketleri,
- Fotoğraf sanatçıları, Stüdyolar,
- Renk ayırımcılar,
- Dia Bank’lar,
- Matbaalar,
- Multivizyon / Ses / Işıkçılar,
- “Post Production”cılar,
- Medya Planlama ve
- Medya Pazarlama şirketleri,
- Fuar şirketleri,
- Yönetim Danışmanlığı kuruluşları,
- Dekorasyoncular,
- Mimarlık / İç mimarlık ve
- Organizasyon şirketleri,
- “Out-door”cular,
- Digital Baskıcılar,
- Mankenlik, Fotomodellik ve “Cast” Ajansları,
- Müzisyenler, müzik stüdyoları,
- Caterig hizmetleri,
- “Direct marketing” kuruluşları,
- “Serigrafi”ciler...

Evet bu sektörlerde bugün milyonlarca kişi çalışıyor.


Şu sıralar yönetim danışmanlığı konusunda da inanılmaz bir genişleme, gelişme var; hem ülkemizde, hem dünyada. Şirketlere daha çok bilgi gerekiyor artık; çünkü “çıta” gittikçe daha yükseğe çıkıyor ve rakiplere göre asla gerilerde kalınmaması gerekiyor.

Ajansların, PR şirketlerinin; Kurumsallaşma, Markalaşma, Pazarlama İletişimi, İmaj konularında daha çok şey bilmeleri gerekiyor. Oysa bu sektörlerde henüz doğru, geçerli, iyi “operasyonlar” yapabilecek bilgi birikimi henüz tam olarak sağlanmış değil. Ajansların büyük bir çoğunluğu bu işleri hala sezgileri ve tahminleriyle yapıyor
.
İşin sanat tarafını icra eden Grafikerler, Art Direktörler genel olarak iyi bir sanat eğitiminden geçiyor üniversitelerimizde ama bu sektörlerin diğer çalışanlarına baktığımızda durum pek böyle değil. Bambaşka mesleklerde eğitim görmüş kişiler bu sektörlere girip, o işyerlerindeki mevcut bilgileri şöyle ya da böyle öğrenerek kendilerini yetiştirmeye çalışıyorlar ve ancak oralarda edinilen bilgilerin doğruluğu ölçüsünde birşeyler yapabiliyorlar.

Tabii bu arada, her şirketin kendine özgü değişik bir yöntemi var; herkes kendine göre birşeyler yazıp çiziyor ama bunlardan hangisi doğru; henüz tam olarak bilinmiyor. Yazılan kitaplar ise operasyonel bazda bilgi vermiyor.

Evet, Grafik Sanatlar dışında üniversitelerimiz henüz bu sektörün gerisinde. Dersler, işin yanında, yöresinde dolaşıyor ama gerçek bir türlü öğretilemiyor; bu da bu okullardan mezun olanların operasyonel bazda tam olarak bir şey yapamamalarından belli oluyor.
Reklamcılık’ta neler oluyor?
Reklamcılık sektörü hergün gelişiyor. Geliştikçe, daha önceleri içinde yeralan birimler de gelişiyor, uzmanlaşıyor ve bunlar bu bünyelerden teker teker ayrılıyor;
* Araştırma,
* Halkla İlişkiler,
* Medya Planlama / Satınalma,
* Direkt Marketing,
* “‚izgi altı” Reklam,
* “Out-door”...
Hatta bugün sadece Görsel Kimlik yapan kuruluşlar; hatta hatta işi sadece “Faaliyet Raporu” hazırlamak olan kuruluşlar çıkıyor ortaya...
Evet, “çıta” gittikçe daha yukarı çıkıyor ve firmalar bu yarışta geri kalmamak için yoğun bir telaş içinde daha iyiyi, daha iyi yapını arayıp duruyorlar ve bunun da bedelini gerektiğinde seve seve ödüyorlar.

Ajanslar mı?

Onlar da her gün hiç görülmemiş, duyulmamış reklamları yaratabilmek için var güçleriyle çalışıyor, yaratıcılıklarının sınırlarını zorlayıp hergün yeni bir şeyler arayıp buluyorlar.
Artık iş sadece tasarım üretmek değil; ajanslar strateji de üretmek zorunda bugünün reklamcılığında...

Ya yaratıcı gruplar?


Bu gruplarda çalışanların da işi her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu işlere meraklı olup bulaşanlar çoğunlukla “sermaye”lerini ilk 5-6 ay içinde harcayabiliyorlar ve eğer bir sistemetikleri yoksa, bir süre sonra tıkanabiliyorlar.
Ama bu konuda tıkanmamak için;
* Hayatı gözlemek,
* İnsanlarla bazen beyin fırtınalarına girmek,
* Dışarıdan, yabancı gözlerden devamlı olarak fikir almak,
* Yeniliklerle ilgilenmek,
* Değişik ortamlara girip çıkmak,
* Çok gezmek,
* Değişik kültür-sanat faaliyetleriyle ilgilenmek,
* Değişik konularda kitap, dergi okumak,
* Hobi yelpazesini genişletmek bu konudaki sorunları bir ölçüde çözüyor.
Ve diyelim ki bunların tamamını, hatta fazlasını yaptınız; yaptıklarınızın insanlara; “Aa, ne güzel!” değil, “Aa, ne güzel gidip alayım!” dedirtmesi gerekiyor. Bu da teknik bilgiyi artistik yetenekle birleştirmekle oluyor...