Şirketiniz nasıl bir kontrol altında
Firmaları, çevreleriyle olan iletişimlerini, eğri ve doğrularını, güzellik ve çirkinlerini anlamak istiyorsak, öncelikle “insan”ı iyi tanımamız gerekir.

Çünkü bir firmanın çevresiyle olan iletişimi kişilerarası iletişimle oldukça bir benzerlik göstermektedir. Ve aynen kişilerarası iletişimimizde, bizim tutum ve davranışlarımızın nasıl algılanıp, çevremizdeki insanların bize göre olan davranış biçimlerini değerlendirip, bize ona göre davranıyorlarsa, biz de kendi davranışlarımızı karşımızdakilerin davranışlarına göre ayarlıyoruz... Bunu çoğu zaman da istem dışı yapabiliyoruz.

Firmalarda da durum pek farklı değil. Aynen bir firmanın, yöneticilerinin hatta çalışanlarının bile kendi aralarında olduğu gibi, çalıştıkları firma / kurum / kuruluşa gelen yansımalara göre kendi (ortak) tutum ve davranışlarını ayarlıyorlar. Ve tabii ki, firma çevresinde yeralan müşterilerin, iş yapılan çevrelerin firmaya karşı olan tutum ve davranışlarından çok firmanın tutum ve davranışları önemli oluyor. Çünkü kendini kabul ettirecek, beğendirecek olan, sevilecek, sayılacak, talep görecek olan firma tarafı...

Bunların ayarlanmasının ne önemi var?

“Kişilerarası İletişim”imizde neye yararsa, bir firma içinde aynı şeylere yarar.
“PR”la ilgili yazdığımız yazılarımızdan hatırlayanlar bilir; PR kısaca bir firmanın sevilmesini, saygı görmesini sağlayan uzun vadeli İletişim / Tanıtım faaliyetleridir. Ve bunun içinde firma / kurum / kuruluşun yöneticilerinden çalışanlarına kadar, hedeflenen kitlelerle olan iletişimleri oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Firmalar bu tutum ve davranışlarla ister istemez bir kimlik de sergilemektedir (Davranış Kimliği).

Ne tarz bir kuruluş olursa olsun, bu sergilenen tutum ve davranışlar, sonuçta her firmanın hedeflediği kitlelerle olmaktadır.
Yine “PR”la ilgili yazdığımız yazılardan hatırlayanlar bilir, herhangi bir firmanın hedef kitleleri şu gruplardan oluşur;
- Müşteriler,
- İş yapılan çevreler,
- Basın,
- Resmi kurum ve kuruluşlar, dernekler,
- Üniversiteler, o işin uzmanları,
- Dostlar...
Yani bir firma ne iş yaparsa yapsın, yaklaşık olarak bu hedef kitle grupları ile iyi bir iletişim içinde bulunmak zorunda, kendisini bu gruplar içindeki insanlara sevdirmek durumundadır.
Şimdi bu hedef kitlelerin bazıları ile ilgili iletişim biçimlerinin detaylarına girelim ve bakalım bu kimliği (Davranış Kimliği) doğru bir platforma oturtmak için neler yapmak gerekir, bir inceleyelim...

Çalışanlarınıza kulak verin;


“Dışarı”nın tepkilerini en emin ve direkt yoldan ölçme yöntemi çalışanları sık sık dinlemek, olan bitenlerden haberdar olmaktır. Bu şekilde onların dışarıyla olan iletişimlerinin nasıl olduğunu, neleri düzeltmeniz ya da geliştirmeniz gerektiğini en doğru yoldan öğrenebilirsiniz. Özellikle direkt olarak “cephe”de bulunan pazarlama / satış elemanlarınız, sekreteleriniz, kasiyerleriniz bu konuda en fazla dinlemeniz gereken insanlardır.

Çalışanlarınızı izleyin;

Devamlı olarak gözünüz çalışanlarınızın üzerinde olursa, birçok şey konusunda geç de kalmazsınız. Tabii sadece kontrol değil, “tansiyon”u elde tutmak, “iniş-çkış”ları izlemek, bunların sebeplerini öğrenmek ve acil durumlarda sorunlara gecikmeden de el atmak gerekebilir!
Bu yüzden izleyin;
* İşten erken mi çıkıyorlar?
* Mesai dışına taşan saatlerde çalışmak istemiyorlar mı?
* Sık sık aralarında özel toplantılar mı yapıyorlar?
* Aralarında / size karşı gerilimli bir davranış modeli mi sergiliyorlar; saygısızlık mı ediyorlar?
* Bilgisayarlarda CV yazıyorlar, bir yerlere mi fax’lıyorlar?
* Sık sık hasta(!) olup işe gelmemezlik; geç gelmek mi yapıyorlar?
Bu ve buna benzer tüm sinyalleri ciddiye almalısınız; yararlarını görürsünüz!

Diğer (rakip) kuruluşlar ve yöneticileri...

Bu kişilerin bulunabileceği çeşitli toplantılar, konferanslar, davetler, basında çıkan röportajlar, tv programlarındaki görüşmeler sizin için onları en iyi izleme yollarıdır. Bu yollardan, bu kişilerin neden, nasıl başarılı olduklarını, yeni hedeflerini, mesleklerindeki püf noktalarını bu kanallardan öğrenebilirsiniz...

Evet, bu kişileri iyi izleyin ve olan biteni iyi öğrenin. Ve kendinize bu doğrultularda yeni hedefler koyun, önemli başarılara giden yolları örnek alın ve gerekirse stilinizi değiştirin. Kendinizde, işinizde değişiklikler yapabilin!

Mesleki odalarına, derneklere üyelik

Bu tarz kuruluşların organizasyonlarından, aktivitelerinden sakın geri kalmayın, bunları destekleyin. Hatta mümkün olduğunca buralarda görev alın ve yönetim kadrolarında yer alın. Böylece içinde bulunduğunuz sektör, kuruluşlar hakkında, hatta devletin bu sektöre bakış açısı, sağladığı / sağlayacağı olanaklar hakkında önemli (hatta ilk!) bilgilere sahip olursunuz. Aynı zamanda bu şekilde hem kendi firmanız / markanızın da dolaylı şekilde reklamını yapar, sektörünüzün, basının gündeminde olabilirsiniz.

Eleştiriler;

Sakın sakın, eleştirinin iyisi - kötüsü, doğrusu - yanlışı, taraflısı, tarafsızı demeden, bunlara kulak verin.
Özellikle dostların acı eleştirilerini dinleyin (dost acı söyler!). Sakın ne çeşit olursa olsun, tepkilerine taraflı bakmayın, kızmayın.

İyi ya da kötü; bir elemanınız işten ayrıldığında mutlaka sebebini öğrenin. Sizin doğrularınızın her zaman doğru olmayabileceğinizi unutmayın.

Her zaman siz de haklı olmayabilirsiniz. Giden elemanı, sizin haklı olduğunuz bir sebeple de olsa, olumsuz bir davranış / ortam içinde göndermeyin. Ayrıldığı günün, aynen işe başladığı gün gibi olmasına gayret edin. Hatta veda yemeği verin.

İşine siz son verseniz bile, mümkünse, onun kendi isteğiyle işten ayrıldığını söyleyin ve onurunu zedelemeyin. Sizin halen mevcut çalışanınız kadar, sizden ayrılanların da ömür boyu sizin bir iletişim aracınız olacağını unutmayın! İnsanlar iyi bir izlenimle ayrılırlarsa genelde iyi, kötü bir izlenim içinde ayrlırlarsa da hep kötü konuşurlar, unutmayın.

Müşteri kayıpları

Firma yeni müşteriler bulmak için büyük paralar harcarlar. Bu bütçelerin en büyüklerinin tanıtım harcamalarına gittiğini de biliriz... Mevcut müşteriyi elde tutmak da yeni müşter elde etmekten bazen daha zor olabilir... İşte günümüz firmaları, mevcut müşteriye, yeni elde edilecek müşteriden daha çok önem vermektedirler. “Sadık müşteri yaratmak” denilen bu kavram, işyerlerinde, aynı kulvarda koşan bu kadar çok firma / marka arasında yaşayabilmek, hatta ön sıralara geçebilmek için tepe yöneticilerinin, PR departmanlarının en önem verdikleri konular arasında yeralmaktadır.
İşte bu nedenle, aynen bir elemanınızı işten ayrılırken neden ayrıldığını net olarak öğrenmeniz gerektiği kadar, bir müşterinizi de kaybettiğinizde mutlaka sebebini öğrenmenizde yarar vardır. Çünkü bu sebepten çıkaracağınız sonuçlar, sizin o hatayı bir daha yapmamanızı sağlayan en önemli ipuçları olacaktır. Ama bu yapılan hatayı hemen ortadan kaldırdığınız kaydıyla...

Basın’la İlişkiler’e gelince

Basını mutlaka iyi takip etmelisiniz. Hele hele günümüz iş dünyasında.... Bunun için Basın İzleme Merkezleri’nin hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Hele hele işiniz büyük çaplı bir işse bunu çalışmayı mutlaka yaptırmalısınız.
Her zaman sektörünüz hakkında çıkan bütün yazıları, yorumları dikkatlice okumalısınız. Önemli konuları uygun kişilerle (içerden / dışardan) konuşmalı, tartışmalı, paylaşmalısınız.

Hatta zaman zaman sektörünüzle ilgili basın mensuplarının sektörünüz, kendiniz ya da rakipleriniz hakkındaki görüşlerini de almanızda yarar vardır unutmayın..

Piyasa araştırlamaları;

Zaman zaman küçük de olsa, işinize yarayacak, çalışmalarınıza, hedeflerinize yön verecek araştırmalar yapın / yaptırın. Bunlardan çıkaracağınız ipuçları işinizin gelişimi için çok yararlı olacaktır.

Uzmanların görüşleri;

Sektörünüz, rakipler, hatta kendi şirketiniz hakkında, konunuzun uzmanlarının samimi görüşlerini almaya bakın. Bu bir telefon konuşması, iş yemeği ya da özel görüşmeler sırasında olabilir, bilmek istediğiniz tüm “+” ve “-”leri iyi bir uzmanın ağzından duyabilirsiniz. Bu kişileri zaman zaman dinlemeyi, sonuçlarını değerlendirmeyi unutmayın..
Ancak size her zaman gerçekleri söyleyebilmeleri için, hakkınızda olumsuz şeyler bile söyleseler, bunları olgunlukla karşılamaya bakın ve önerilerine kulak verin.

Ama bu arada, uzman olmayan uzmanlarla gerçeklerini binbirine karıştırmayın; kimi dinleyip kimi dinleyeceğinizi iyi bilin!