Yöneticilik, liderlik ve firma başarılarında “püf” noktaları...

Firma / markaları nedir daha çok başarılı kılan? Bunları incelediğimizde işin özünde, aslında bazı “püf” noktaları ve ilkeler olduğunu görürüz. İşte bunlardır onları başarıya ulaştıran... Ve bu her firmadan firmaya değişen bu “püf” noktaları ve ilkeler, o kuruluşların kendine göre birer “Anayasa”sıdır da...

Unutmamak gerekir ki, büyük firmalar ve onların yarattığı markalar, ülke ve dünya çapında tesadüfen ünlenmiyor, büyümüyorlar... Onların herbirinin arkasında büyük düşünen profesyoneller vardır. Ve “İyi bir firma” imajı ise, iyi, kaliteli yöneticilerle ve işi, müşteriye karşı sorumlulukları gayet ciddiye almakla oluşmaktadır.

Özellikle hizmet sektöründe, verilen hizmetin amacına uygunluğu, etkinliği, verimliliği, sade, ucuz, hızlı, kaliteli vs. oluşu, hedef kitleye sunduğu çeşitli yararlar, nazik davranış (Davranış Kimliği) ve sonuçta müşterinin duyduğu nihai tatmin o kuruluşa karşı olumlu izlenimlerin oluşmasına, ona güvenilmesine, saygı görmesine, sevilmesine yarar sağlamakta, kuruluş her türlü şartda desteklenmektedir.

Bu nedenle, özellikle İşletme Kimliği problemleri olan firmalarda, yapılan ön araştırma sonuçlarına göre, öncelikle o firmaya en uygun yönetim biçimi belirlenmekte, sistem yeniden organize edilmekte, çalışanlara uygun koşullar sağlanmaktadır. Ve bir firmada bunlar yapılmadan iyi bir imaj oluşturulması, hedef kitlelerle iyi ilişkiler kurulması ve onlara güven verilmesi mümkün olamamaktadır. Çünkü iletişimde bulunulan çevrelere öncelikle yönetimde varolan sıkıntılar yansımaktadır.

“Lider”den Beklenenler


İnsan topluluklarına baktığımızda, bu toplulukların her zaman bir lider arayışlarının olduklarını görürüz. Tarih kitaplarından da biliriz; bu, dünya varolduğundan beri bu böyle değil mi?
Ve bu arayış ya da bu konuda yapılan bir seçim sonuçlanıp, yeni bir lider işin başına geçtiğinde, insanlar ondan bir sürü şey beklemezler mi?

Ve belli bir süre geçtikten sonra hala beklenen şeylerin bir çoğunun düzelmediği, gerçekleşmediği görülmez mi?
Bir gerçek vardır; bir lider de sonuçta bir insandır ve onun da önemli bir şeyler yapabilmesi için sadece kendisinin birşeyler yapması yeterli gelmez! Ona çevresindeki tüm insanların destek vermesi gerekir.
Burada Kennedy’nin bir sözünü hatırlıyoruz; “Bu ülke benim için ne yaptı diye sormaktan vazgeçelim, ben bu ülke için ne yapabilirim de yapmıyorum diye kendimizi bir sorgulayalım!” der...

Evet, bu sözü, yukarıdaki anlatmaya çalıştığımız konumuz için de aynen kullanabiliriz; hatta bir firma / marka için bile...
Ve bazen görürüz; bir firmanın çok iyi, kaliteli yöneticileri vardır; ve öyle ya da böyle, firmaları için iyi niyetle hep birşeyler yapmak istemektedirler. Ve bunun için büyük bir çaba da sarfetmektedirler... Peki acaba bu arada çalışanlar hiç akıllarından geçirirler mi ki onlar da bir sürü şey yapabilecekken neleri yapmazlar?
İşte bu konuyu açıklayan bir başka güzel söz; “Herkes bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor ama kendini değiştirmeyi asla!”.

Motivasyon


Firmalarda çalışanları (personeli); firmalarını, onun çıkarlarını düşünmeye iten, yaptıkları işi daha iyi, daha güzel yapmaları için istek veren, firmalır için hep iyi şeyler düşünmelerini sağlayan görünmez bir güç vardır; “motivasyon”... İşte bu gücü yaratan, sağlayan ve işyerindeki çalışanlara uygulayan öncelikle firmalardaki yöneticilerdir.
Herşeyin başı insan; “önce insan”... İnsan; duygu demek, kültür demek, daha iyi yaşamak demek, daha bilgili olmak demek... Vs., vs... İnsansız hiç birşey olmuyor, düşünülemiyor dünya oldu olası... Herşey insan için yaratılıyor, insan için icat ediliyor; onun daha mutlu olması, daha rahat yaşaması için... Ve bu mutluluk, rahatlık araçlarını yine o üretiyor, o pazarlıyor, o satıyor; yine kendi kendine... Yani bir sürkülasyordur gidiyor... Ve bu sistemin her parçasında; insan olan her yerde “motivasyon”a gerek duyuluyor.

Yöneticilik ve önderlik


Konumuz firmalar, işyerleri olduğuna göre ve buralarda motivasyonu öncelikle yöneticiler sağladığına göre önce bir bakalım yöneticiler neymiş, nasıl olunurmuş...

“Yönetici” kelimesini incelediğimizde; lider, amir, önder gibi kelimelerde karşılık bulmaktadır. Ancak geniş anlamda yönetici; firmasını belirlenen hedeflere ulaştırabilmek için emrinde çalıştırdığı personeline emirler verebilen, onların yaptığı işi denetleyen, firmanın tüm kaynaklarını (eleman, malzeme, sermaye, zaman, vs.) en verimli şekilde kullanan, kullandıran, yetki (bazen) ve sorumluluğu olan, üst düzeyde çalışan sevk ve idareci olarak tanımlanabilir. Ve bir yöneticinin tüm bunları iyi yapabilmesi için ise, mutlaka iyi planlama, örgütleme, koordinasyon, kumanda ve denetleme gibi konularda yeterli bilgi ve iş tecrübesine ihtiyacı vardır.

“Önderlik, bir amaca ulaşabilmek için başkalarını etkileme sanatıdır!” diye de bir söz vardır... Bilinen odur ki, insanları çalıştırmak, yönetmek, onları organize, disipline ve koordine etmek, verilen hedeflere taşımak, hala günümüzde en zor işlerden biridir.

Diğer taraftan, dünyamızdaki hızlı değişimler, teknolojideki başdöndürücü hızdaki gelişmeler, insanları daha çok şey düşünmeye itmekte, onları her geçen gün daha fazla problemli yapmaktadır. Bu nedenle de günümüz yöneticileri elemanlarını daha fazla verimli çalıştırabilmek için her geçen gün daha çok şey bilmek, daha fazla öğrenmek ve bunları mümkün olduğunca çalışanlarına uygulamak zorundadır. Bunun için de yöneticinin görevi sadece o gün için elindeki imkanlarla emrindeki insanları yönetmek olmamalı, gelişen ve değişen zaman içinde kendisini de devamlı olarak yenileyebilmeli, bu yenilikleri kendisine en kısa zamanda adapte etmelidir.

İyi bir yönetici nasıl olmalıdır?
İyi bir yönetici;
* Strateji üretir,
* Ne yapacağını önceden planlar, atacağı adımları belirler,
* Kullanacağı metodları saptar,
* Hedeflerini net bir şekilde belirler,
* En kısa yoldan amacına ulaşmak için rotasını tayin eder,
* Güçlü organizasyonlar kurar,
* Piyasasını, rakiplerini yakından izler,
* İhtiyaç duyacağı kaynakları bulur,
* Bütçe ve gelir kaynağı tahsis eder,
* Karşılaşacağı problemleri ve imkanları önceden tahmin eder,
* Benzer durumlarda uygulayacağı kararları belirler,
* Çalışma programı yapmak için zaman ayırır,
* Doğru zamanda doğru kararlar verir,
* Organizasyonun yapısını geliştirir,
* Firmasında, markasında her konuda istikrar sağlar, sık sık yön değiştirmez,
* Başarılı bir Kurumsal Kimlik yaratır, oluşturur,
* Sadece finans, işletme, üretim, vs. değil, Reklam, Halkla İlişkiler çalışmalarından da anlar, bunların gücünden yeterince yararlanır,
* Firmasının saygınlığını sağlar,
* Başkalarına yetki ve sorumluluk verir, görevini paylaşır,
* Tüm çalışanlarla iyi bir iletişim kurar,
* Kendini sevdirmesini ve saydırmasını iyi bilir,
* Kaynakları akıllıca kullanır,
* İsraf etmez,
* Personel motivasyonuna önem verir,
* Teşvik eder, personelde çalışma arzusu uyandırır,
* “Firma Ruhu”, “Takım Ruhu” oluşturur, ortak bir şuur yaratır,
* İşbirliği sağlar,
* Personeli geliştirir, eğitir, öğretir,
* Kontrol eder, denetler, değerlendirir,
* Zamanını iyi kullanır,
* Düzeltilmesi gereken her şeyi zamanında düzeltir,
* Paniğe kapılmaz,
* Kaliteli mal / hizmet üretir,
* Yenilikçidir,
* Bilmediği konuları kime danışacağını bilir, bilen kişilere danışır, öğrenir,
* Süratli, dinamiktir,
* Çevre ve toplumsal konulara karşı duyarladır,
* Ülkesinin milli menfaatlerini gözetir,
* Hızlı problem çözer,
* Sömürmez, hak yemez,
* Adaletli davranır,
* Güvenilirdir, sözünde durur,
* Firmasında eleman sirkülasyonu azdır,
* Yabancı dil bilir,
* Fırsat buldukça yaşadığı ülkenin diğer şehirlerini ve dünyayı görür, insanlarla, halkla konuşur,
* Kültür ve sanat olayları ile ilgilenir,
* Boş vakitlerini iyi değerlendirir,
* Sır saklamasını bilir,
* Sağlığa, temizliğe ve kaliteye önem verir,
* Uzağı iyi görür,
* Kuvvetli tahminler yapar,
* Önce başarıyı düşünür,
* Yaptıkları ile yetinmez,
* İnsana değer verir...
Firmalarda “Anayasa”
Yöneticiler; firma / markaların kaptanları... Ve firma / markaların amansız mücadeleleri, zorlu yarışları...
Firma ve markalar bu yarışlarda nasıl “ön”lere geçebiliyorlar? Nedir onları daha çok başarılı kılan?
Bunlar aslında birçok maddeden oluşurmuş gibi gözükseler de, bir bütün olarak incelendiğinde konu bazı noktalarda çeşitli “püf” noktalarında çakışmaktadır. Firma / markaları başarıya ulaştıran bu “püf” noktaları her firmadan firmaya göre değişse bile genelde aynıdır; bir benzerlik gösterir... Önemli olan bu maddelerin ne olduğu değil; nasıl uygulandığıdır...

Her firmanın aslında bir “Anayasa”sı da olan bu “düstur”lardan bakalım (öneğin) “Koç Grubu’nun Anayasası”na...
1- Müşteri velinimetimizdir,
2- İnsan en önemli kaynağımızdır,
3- Sürekli gelişmeliyiz,
4- Dürüst olarak çalışmalıyız,
5- Ülkemiz ekonomisine her zaman birşeyler katmalıyız...
Baş sıralarda yeralan bu ilkeler, kuruluşun bir anlamda “Firma Felsefesi”dir de...
Ve firmalara bir kaç öğüt
Şimdi burada, firma / markalar için, Waterman ve Peters’in, Amerika’nın en iyi yönetilen firmaları üzerinde yaptıkları bir çalışmanın sonuçlarına bakalım...
* “Uygulamaya ağırlık veren bir yaklaşımla başlayın!”
En başarılı firmalar, başarıya ve en mükemmele ulaşmak için yoğun araştırma ve analizler yerine, biran önce işe başlamayı teşvik etmektedirler. Çünkü yapılan uzun analizler bir an önce harekete geçmeyi engellemekte, işleri geciktirebilmektedir. Bu; “Analizlere, araştırmalara az zaman ayırın!” anlamına da gelmemelidir. Sadece bu ön hazırlık dönemlerini gereğinden fazla uzatmayın; çünkü zaman kaybı, para kaybıdır... Bu nedenle yapın, deneyin, düzeltin!
* “Müşterinize yakın olun!”
En başarılı firmalar, müşterilerine yakın olan, onlarla iyi iletişimler kurabilen firmalardır. Günümüzde büyük markalar (örneğin; Beymen) bunu; “Koşulsuz Müşteri Mutluluğu!” olarak tanımlıyor, uygulamıyor mu?
Bu tarz firmalar müşterilerinin bütün tepkilerini, istek ve şikayetlerini bir bir değerlendirir, bunları ürün geliştirme dönemlerinde mutlaka dikkate alır, kendilerini mutlaka ve devamlı olarak onların düşüncelerine göre düzenlerler. Bu da onların “Toplam Kalite” anlayışlarının önemli bir parçası olmaktadır.
* “Bağımsız çalışmayı ve girişimciliği teşvik edin!”
Tüm başarılı firmalarda, çalışanlara görevlerini yaparken yaratıcı olmaları, risk yüklenmeleri (mantıklı oranda hata yapmayı göze alarak!) konularında cesaret verilir, cesaretlendirilir...
Toplumları da sanatçıların cesaretli yaklaşımları, bazen çılgınca yaratımları geliştirmez, yönlendirmez mi?
Bugün uzay teknolojisinde kullanılan birçok uzay aracı, araç-gereç, hep yıllar öncesinde, çocukluğumuzda okuduğumuz kurgu-bilim kitap ve romanlarından, seyrettiğimiz kurgu-bilim filmlerden esinlenerek geliştirilmediler mi?
Hergün birçok eski hayalin nasıl gerçekleştiğini görmüyor muyuz?
* “Verimliliği çalışanların sağladığını unutmayın!”
Kalite, verimlilik ve zamanın iyi kullanılması, ancak yönetim ve çalışanlar arasında iyi bir iletişim olması ile mümkündür. Bu da sadece personele insanca davranmakla ve onlara değer vermekle sağlanır. Bunun adı da biraz “Motivasyon” olmaktadır.

Herşeyin başı “insan” demedik mi? “Herşeyin başı sevgidir!” de... Sevgisiz ne olabilir?
Önce kendimizi sevmeliyiz; olduğumuz kadarıyla... Kimse mükemmel değildir ki?!
Daha sonra eşimizi, sevgilimizi, çocuklarımızı, ailemizi, dostlarımızı, sonra arkadaşlarımızı... Bunlar da özel hayatımız!
Bir de iş hayatımız var ki; tabii işimizi de sevmeliyiz; ve işyerimizi, birlikte çalıştığımız arkadaşları... Çünkü hayatımızın büyük bir kısmı işyerlerinde çalışarak geçiyor... Pek başka da bir alternatifimiz yok ki?!
Unutmayalım; sadece kendi arkadaşlarımızı, dostlarımızı, sevgilimizi, eşimizi seçme şansımız var; başkasını yok! Anne-babamızı bile seçemiyoruz... İşyerimizde çalışma arkadaşlarımız bizim dost olabileceğimiz kişiler olmayabilir, ancak onlarla iyi bir iş arkadaşı olmaya çalışmalıyız.

* “Geleneklerinizi koruyun!”
Her firmanın kendine göre yerleşmiş değerleri, yaptığı işlere, çalışanlarına ve çevrelerine yansıyan bazı prensipleri, ahlak anlayışları, gelenek ve görenekleri vardır. Bunlar üst yönetimin yönlendirmeleri, gayreti ve desteği ile korunmalı, çalışanlara benimsetilmelidir. Çünkü bunlar firmaları diğerlerinden ayırır, firma / marka kimliğine büyük altyapı sağlar... Ancak bunların, firmada büyük çoğunluğun onayladığı, çalışanların benimsediği davranışlar olmasına özellikle dikkat edilmelidir!
* “Çalışma sahanızdan (konunuzdan) uzaklaşmayın!”
Her zaman en iyi bildiğiniz işi yapın! Başarılı firmalar, her zaman yaptıkları işin en ince detayına kadar inebilen, başarabilen firmalardır. Bu firmalar hiç bir zaman yabancı oldukları iş sahalarına yönelmezler, bilmedikleri, uzman olmadıkları konularda yatırımlar yapmazlar.
Ancak bunu başarabilen büyük şirketler grupları yok mudur? Vardır tabii ki. Bu da ayrı bir uzmanlık isteyen iştir! Yani birçok konuda uzman firmayı bir çatı altında toplamak, onların her birini verimli kılmak da ayrı bir uzmanlık işidir.
* “Organizasyonunuz basit, yöneticileriniz az olsun!”
Firmanızda işletme, yönetim, üretim, pazarlama gibi organizasyonlarınız karmaşıklaştıkça yönetmek de zorlaşır, unutmayın! Yöneticiler fazlalaştıkça da...
Yöneticilerin fazlalaşması neyi getirir? Bürokrasiyi ve işlerin yavaşlamasını... Devlet dairelerinde, resmi kuruluşlarda bu böyle değil midir?

* “Sıkı denetim yapın, gerektiğinde esnek olun!”
Büyük firmaların, özellikle şirketler gruplarının en önemli özellikleri, iyi yönetim ve iyi denetimdir. Ancak bu, sadece çok önemli konuların sıkı denetimi anlamına gelmelidir. Yani önemsiz konularda uygulanan gereksiz denetim, firma içinde bazen büyük rahatsılıklara sebep olabilir... Bu nedenle hangi konularda esnek olunacağı bilinmeli, gereken yöneticilere yetki ve sorumluluk vermekten kaçınmamalıdır... Ve unutulmamalıdır ki, yetkisiz sorumluluk olmaz, bu tarz verilen sorumluklardan pek bir verim alınmaz!

Sonuç?


Böyle, ilkeleri olan, disiplinli, çağdaş metodlarla yönetilen firmalarda ister-istemez;
* Tüketici satın almaya teşvik ediliir,
* Tüketicinin kuruluşa ve ürünlerine daha olumlu bakması, ürün/hizmetin güvenle satınalınması sağlanır,
* Marka süreklilik kazanır,
* Ürün/ hizmetin kalitesi derhal hissedilir, diğerleri arasından ayırt edilir,
* Medya, müşteriler, kamuoyu oluşturabilecek çevreler firma lehine etkilenir, bu güç doğru yönde kullanıldığında markaya ve ana firmaya, hatta firmanın diğer ürünlerine değer kazandırır,
* Firmanın iş yaptığı çevrelerle daha düzenli çalışması sağlanır,
* Firma örnek alınmaya başlanır,
* Personel daha etkili, zevkle ve şevkle çalışır,
* Çalışanlararası birlik ve beraberlik duyguları, moral ve motivasyonu geliştirir,
* Rakip firmalara göre daha kaliteli çalışanlar grubu oluşturulur,
* Değişik bölümlerde çalışanlar birlikte daha etkili çalışmalar yapar,
* Organizasyon güçlenir,
* Daha kaliteli ürünler / hizmetler üretilir,
* Firmanın bankalar ve finans çevrelerinde iyi bir imajla tanınmasını sağlar, fiyat paylaşımını etkiler, kredi kolaylıkları ve bu konuda pazarlama gücü sağlar,
* Firma kendini rakiplerine karşı daha etkili olarak korur...