İşletmelerde verimlilik, verimsizlik...

“Verimlilik” hangi konuda olursa olsun, başlangıç noktası ve hedeflenen rakipler baz alınarak yapılan, işe göre değerlendirilmesi gereken önemli bir konu... Daha kaliteli, daha çok üretmek, daha çok kar etmek, iyi yaşamak, daha saygın olmak, daha mutlu olmak için gereken bir şey...

Bir tarla düşünün; geleneksel yöntemlerle ekilip-biçildiğinde, yılda, diyelim; 250 ton ürün veriyor; aynı tarla bilimsel metodlarla ekildiğinde, doğru gübrelendiğinde, zamanında sulandığında vs. 500 ton; bir başkası bu bilimsel yöntemlere daha başka metodlar ilave ettiğinde, belki de 600 tona kadar ürün alabiliyor... Yani aynı konu değişik kişilerin elinde, değişik biçimlerde yorumlandığında, yapıldığında, değişik sonuçlar alınabiliyor.

Bu sonuçlar pozitif yönde olduğu gibi negatif yönde de olabiliyor ve iş dünyamızda bunun adına; pozitif yönde olduğunda; “Verimlilik”, negatif yönde olduğuna; “Verimsizlik” deniyor. Ve bu sonuçlar direkt olarak o işi yapanlara, yani özellikle kaptanlara bağlı oluyor; yani firma sahiplerine ve üst düzey yöneticilere...
Verimliliğin sonuçları ne oluyor?
* Daha kaliteli çalışanlar,
* İyi sistem, daha iyi organizasyonlar,
* Daha kaliteli mal / hizmet,
* Daha çok aranan mal / hizmet,
* Koşulsuz müşteri mutluluğu,
* İç ve dış pazarlarda daha güçlü rekabet,
* İşverene daha çok kar,
* Çalışana daha çok maaş / ücret; daha iyi olanaklar,
* Daha güzel iş / çalışma ortamları,
* Daha huzurlu iş ortamları,
* Daha mutlu çalışanlar,
* Devlete daha çok vergi,
* Daha iyi bir imaj...
Yani, bir anlamda; “Toplam Kalite”...
Verimlilik neyle oluyor?
Tabii ki en başta, yenilikçi, ileri görüşlü, vizyon sahibi patronlarla, yatırımcılarla, girişimcilerle, daha sonra da bu kişilerce doğru seçilmiş takım arkadaşlarıyla. Yani eş-dost, akraba değil, profesyonelce seçilmiş, profesyonel kadrolar ile ve stratejileri doğru belirlenmiş, tüm yönetimce tartışmasız onay almış, iyi sistemleştirilmiş, hedefleri net planlamalarla...

İşte bunlar ilk adımlar... Firmaların kaderini belirleyen ilk adımlar...


Daha önceki yazılarımızda bu konuya sıkça değinmiştik; başlama noktasında yapılan ilk hatalar ve yanlış adımlar, firmaları yaşam sürelerince hergün çoğalan bir ivme ile sadece başarısızlığa götürmektedir. Ve göz göre göre yerinde sayan, saydırılan o güzelim firmalara, yatırımlara yazık olmaktadır.

İşin sonrası


Bir işin, bir işletmenin kurulup geliştirilmesi, aynen bir çocuğun doğup, büyüme evrelerinde olduğu gibidir. Yani iş, bir isim bulmakla başlamakta; ürün / hizmet nasıl olacak, nasıl olmalı, nasıl çalışanlar olmalı, nerede yapmalı soruları ile devam etmektedir.
Bir işletmenin hatasız olarak kurulduğunu varsayalım. Yine de bu firma doğduğu günden itibaren,
* Ürettiği mal ya da hizmetindeki kaliteyi devamlı olarak yükseltmek (bazılarında devamlı olarak aynı tutmak önemlidir!),

* Yenilikleri takip etmek, devamlı olarak yeni yenilikler yapmak,
* ıyi tanıtım (Görsel Kimlik, Reklam ve Halkla İlişkiler çalışmaları) yapmak,
* ıyi servis vermek,
* Fiyatlarını devamlı olarak, olması gereken düzeyde tutmak, ayarlamak,
* Gereken tüm konularda istikrar sağlamak,
* Hedeflediği kitlelerin güvenini kazanmak ve onlara nihai bir mutluluk vermek zorundadır.
Verimliliği yükseltmek

Verimlilik, eldeki imkanlarla ve kaynaklarla (emek, para, mal, vs...) eskiye oranla daha çok ürün almak, doğal olarak da daha fazla kazanmaktır.

Ülkemizi incelediğimizde, birçok konuda verimsizlik göze çarpmaktadır. Bu da genel anlamda, henüz bilgi toplumu olamadığımızdan, siyasetten, iş dünyamıza kadar bilgiden yeterince yararlanamadığımızdan kaynaklanmaktadır. Yani, bilgiye, bilgili insanlara değer verme, onlardan yararlanma yüzdemiz henüz çok düşük seviyelerdedir. Yıllar öncesinden beri duymakta olduğumuz “Beyin Göçü” işte bu anlayışın sonucu olmaktadır. Yani bilgisi olan kişilerin, bilginin para ettiği ülkelere gitmesi olmaktadır.

Bu düzeltilemez mi?

Düzeltilebilir elbette. Ancak bu herşeyden önce bir devlet politikası gerektirmektedir. Böyle bir politika da ancak ve öncelikle devletin, daha sonra siyasi mekanizmanın bilgiden en üst düzeyde yararlanmasıyla oluşabilir.
“Özal Dönemi”nden hatırlarız, beyin göçünü durdurmak, hatta tersine çevirmek üzere gazetelere boy boy (tam sayfa) ilanlar verilmişti; yurt dışındaki “beyinler”in tekrar Türkiye’ye dönmesini sağlamak istiyorlardı. Bu ilanlar iyi sonuçlar da vermişti. Ancak önemli olan sadece bu insanların geri getirilmesi değil, onların çalışabilecekleri, bilgilerini devreye sokabilecekleri zeminlerin de hazırlanması gerekirdi. Anca maalesef bunda pek başarılı olunamadı. Ve bu insanların çoğu, halen varolan sistemlere entegre edilemediklerinden ve varolan sistemlerin de bu beyinleri hazmedebilmek gibi bir eğilimleri olmadığından, bu insanların çoğu tekrar geri dönmek zorunda kaldı... Kalanların bir kısmı ise, şanslarının da yardımı ile bir yerlerde önemli görevlere gelmeyi başarabilırken, bir kısmı geri planlarda bırakıldı, pasifize edildi. Çünkü bilgili insan, fazla bilgili alt kadrolar, bilgisiz tepe yöneticiler için her zaman büyük bir potansiyel tehlikedir!
İşte çeşitli sebeplerle ülkemizde sadece siyaset sahnesinde yaşanan verimsizlik bile aynen iş dünyamıza yansımakta, onu negatif yönde etkilemektedir. Öncelikle bu nedenledir ki, uzun yıllar siyaset sahnemizdeki kişiler hala değişmemekte, enflasyon gibi ülkemizin birçok önemli problemi bile yıllardır çözümlenememektedir.
Verimlilik / verimsizlik ölçülebilir mi?

Tabii ki!

İktisat ve Ekonomi kurallarına göre; girdisi ve çıktısı olan herşey verimliliği ve verimsizlik açısından ölçülebilir. Yeterki bu girdi ve çıktılar, fiziksel olarak ölçülebilsin!
Özellikle verimlilik konusunda sağlıklı ölçümler yapmak istiyorsak, bu ölçümlerden önce, verimlilik konusunda çalışanların bilinçlendirilmesi, eğitilmesi, eksik bilgilerinin tamamlanması gerektiği önemli bir konudur. Bundan sonra önemli olan, bu ölçümün ne zaman (belirli bir dönem sonunda mı, işler yürürken mi, yoksa..) yapılacağı ve kime / kimlere / neye göre verimli ya da verimsiz olunabileceğinin belirlenmesidir.
Aslında belli bir döneme bağlı kalmaksızın devamlı olarak yapılan ölçümler, bir işletmenin sağlığı açısından oldukça önemlidir. Başarılı firmaları incelediğimizde, onlar bunu sistemlerinin bir parçası olarak görmekte, firmanın devamlı olarak nereden gelip, nereye gittiğini izlemekte, her konuda olduğu gibi, özellikle bilgisayarlardan bu konuda da azami ölçüdede yararlanmaktadırlar.

Sonuçta verimlilik, hangi konuda olursa olsun, başlangıç noktası ve hedeflenen rakipler baz alınarak yapılan işe göre değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur. Verimlilik yaşamak için, daha iyi yaşamak için, daha saygın olmak, daha mutlu olmak için çok fazla önem verilmesi gereken bir kavramdır.