İşletmelerde verimliliği neler etkiliyor?

Verimlilik önce “insan”a bağlı bir kavram. Yani bir firmada çalışan insanlara... Sonra firmanın üst yönetimine, firmanın örgütlenme biçimine, teknolojik yapısına, doğal kaynaklarına, sermayesine, emeğin kalitesine ve toplumdaki insanların sosyo-ekonomik yapısına... Verimlilik neden her geçen gün daha çok önemli hale geldi? Neden firmalar daha az personel, daha az emek, daha az yatırım, daha az masraf, daha az enerji ile daha çok üretmek, daha çok kazanmak istiyor?

Verimlilik sadece iş hayatımızda değil, birçok konuda, hayatımızın her noktasında var neredeyse... Evlerimizin dekorlarında, mekanların, ev eşyalarının kullanımlarında bile çok önemli artık “daha çok işlevsellik”... Ve bir şey için yapılan bir eşya, bir mekan daha başka amaçlarla da kullanılabiliyor artık iyi dizayn edildiğinde...

Zamanın kullanımında da bu böyle; hiç birimiz zamanımızı artık pek boşa geçirmek istemiyoruz. Zamanımızı boş şeylere, kişilere harcamak ida stemiyoruz artık... İş dünyamızda “Toplantı ve Zaman Yönetimi”nden çok sözedilir oldu günümüzde... İletişim Dünyası’nın insanlara sunduğu biribirinden değişik ürün yelpazesi “Zaman” kavramı ile doğru orantılı olarak gelişiyor, yenilikler takipedilemez boyutlarda.

Burada önemli olan, bu kadar çok değişik enstrumanı, yapılan işin niteliğine göre biraraya getirmek, onları yerinde ve zamanında, en doğru bir biçimde kullanmak...
İşletmelerde verimlilik;
* Stratejiyi iyi belirlemekle,
* Planlı ve disiplinli çalışmakla,
* Sistemli çalışmayı seven kadrolarla,
* İnsana değer vermekle, eğitmekle,
* Kaliteye, güvenliğe, çevreye önem vermekle,
* İşini, işyerini seven insanlarla (personelle),
* İyi motivasyonla,
* Hedeflenen kitleler ve iş yapılan çevrelerle iyi bir iletişimle,
* Sürekli eğitimle ve
* Personelin bu konuda bilinçlendirilmesi ile sağlanır.

Verimliliğin temelleri

Verimlilik 4 temel noktada ele alınmaktadır;
1- Verimlilik bilincinin oluşturulması,
2- Verimliliğin ölçümlenmesi (raporlama),
3- Verimliliğin değerlendirilmesi,
4- Verimliliğin geliştirilmesi...
Verimlilik sorunu olsun olmasın, her işletmede verimlilik, bir işletmenin sağlığı, geleceği, doğru ve planlı büyümesi, güvenliği için mutlaka ciddi bir biçimde ele alınmalı, firmanın büyüklük-küçüklüğüne, yaptığı işe göre konumlandırılmış bir birim tarafından ele alınmalıdır (bu birimler işletmelerde genel olarak; Endüstri Mühendisliği, Üretim Planlama, Verimlilik, Performans ya da Bilgi İşlem olarak belirlenmekte, adlandırılmaktadır).

Verimliliğin bağlı olduğu etkenler

Verimlilik konusunda bugüne kadar yazdıklarımızda birçok etkenden bahsetsek de yine ön planda insan unsuru var. İnsan olan her yerde de “İletişim” var. Dünyada teknoloji hangi noktaya gelirse gelsin, yine de insansız hiçbir şey yapılamayacağa benziyor ve yine son noktayı insanoğlu koyuyor!

Evet burada yineliyoruz; verimlilik önce insana bağlı. Yani iş dünyamızdan sözediyor isek, bir firmada / işletmede çalışan insanlara; ve sonra firmanın;
* Üst yönetiminin kafa yapısı, hayat görüşü, vizyon ve önderlik biçimlerine,
* Örgütlenme biçimine,
* Çalışanların (emeğin) kalitesine,
* Teknolojik yapısına,
* Doğal kaynaklarına,
* Sermayesine (bunun şekline ve yoğunluğuna),
* Sosyo-ekonomik yapısına...
Şimdi bunların bazılarını incelemeye çalışalım;

Üst yönetim

Daha önceki yazılarımızda; özellikle “Kurumsal Kimlik, “Kişisel İmaj”, “Firmalarda Saygınlık” vs. gibi konularda yazdığımız yazılarda, firma sahipleri ve üst düzey yöneticilerin kişisel özelliklerinin, kişisel imajlarının, vizyonlarının, sahip oldukları firmalar, işletmeler, organizasyonlar, yönetim biçimleri, yarettıkları markalar vs. gibi birçok konuda nasıl da etkili olduğunu uzun uzun anlatmıştık. Konu “Verimlilik” olunca da pek birşey değişmiyor işletmede. Yani bir firmanın verimliliği ya da verimsizliği, öncelikle o firmanın tepe yönetimi ile yakından ilgili oluyor.
Bu yüzden, işletmelerde bir verimsizlik sözkonusu ise ve bu önemli boyutlarda ise, sebep araştırmalarına ilk kez üst yönetimden başlanmasında büyük yarar vardır diyebiliriz.

Burada şunlara dikkat etmek gerekmektedir; üst yönetimdeki kişilerin öncelikle;

a) Yaptıkları iş konusunda uzmanlık düzeyleri nedir, konularında yüksek eğitimleri var mıdır?
Artık birçok işte sadece tecrübe yetmemektedir ve insanlar en çok bilgiye ve yaşa saygı göstermektedirler... Ancak iş dünyasında artık yaştan ziyade bilgi ön planda olduğundan, kişilerarası, çalışanlararası bazı iletişim bozukluklarında en büyük problemler; konusunda bilgisiz, sonra tecrübesiz yöneticilerle astları arasında yaşanmaktadır.
Bu tarz sorunların çözümlenmediği durumlarda, astların üstlere saygısızlığı oluşmakta, durumun devam etmesi durumunda alt personel kendine yeni bir iş aramaktan başka çare bulamamaktadır. Bu da firmalarda orta ve uzun vadede istikrarsızlığın ana sebeplerinden birini oluşturmakta, devamlı olarak yaşanan eleman sirkülasyonu verimsizliğin baş sebeplerinden biri olmaktadır.

b) Yöneticilik vasıflarına sahip midirler (herkes yönetici olamaz!)? İnsanları sevk ve idare edebiliyorlar mı? Önderlik nitelikleri var mı? “Ast”ları onlardan birşeyler öğrenebiliyor mu (yoksa onlar mı astlarından birşeyler öğreniyor)? İşyerinde bir “Takım Ruhu” yaratabiliyorlar mı?

Firmanın örgütlenme şekli

Örgütlenme; bir firmada, bir amaç / bir şeylerin üretilmesi amacıyla, bu doğrultuda biraraya getirilmiş, yönlendirilmiş insanlar ve donanım birliğidir (tesis).
Teknolojiyi her zaman yenilemek kolay olamayabilir ama çalışanları eğiterek, tecrübelerini artırarak (yetişmiş elemanı kaçırmayarak!), bir yerlere kadar bu pek ala da mümkün olabilir.
İdeal örgütlenme, daha çok, eski yapının üzerine yapılan değişimlerle sağlanır ve bu her zaman daha kolaydır. Ancak bu yeni yapılardan alınacak sonuç yine de o kuruluşun yöneticilerine bağlı olarak değişmektedir.

Sosyo-ekonomik yapı

Yine “insan”la ilgili bir kavram... Burada birçok şeyden bahsetmek mümkünken, ilk akla “Yeniliklere Açık Olmak” geliyor... Örneğin matbaa 1466 yılında bulunmuşken, bu her toplum, her ülke için değişik zaman dilimlerinden sonra kabul görmüş, insanlar kullanır, yararlanır hale gelmiştir. Bu süreç Osmanlılar için 1700’lü yılları bulmuş, insanlar eski alışkanlıklarından yaklaşık 300 yıl sonra vazgeçer hale gelebilmişlerdir. Tabii burada her türlü iletişim ve ulaşım zorluklarını da düşünmek gerekmektedir; günümüz dünyasında hemen her türlü yenilik konusunda insanların benimseme süreci artık nerede ise günlere, hatta saatlere inmiştir.

Teknolojik yapı

Bu konu ülkelerin gelişmişliği, eleman ücretlerindeki yükseklik ile ilgili bir konudur. Gelişmemiş ülkelerde en çok karşımıza çıkan iki etken olan fazla nüfus ve ucuz emek, teknolojinin bu ülkelere geç gelmesine yolaçmakta, makinelere dayalı üretim daha az olduğundan bu ülkelerin işletmelerinde doğal olarak verimsizliğe de daha çok rastlanmaktadır.
Bu tarz ülkelerde verimsizlik konusunda başarı, yine insana bağlı olmakta, firma yöneticileri, ucuz emek ve teknoloji arasındaki hassas dengeleri sağlamakla, çalışanların kalitelerini yükseltip, daha kaliteli ve ucuz ürünler üretmekle ve iyi tanıtımlar yapmakla pek de ala kuvvetli markalar yaratabilmektedirler...