Kriz Halkla İlişkileri” ve Yönetimi...

İç sistemini iyi kurmuş, kuvvetli örgüt yapısına sahip firmalarda büyük sorunlarla karşılaşma riski her zaman daha azdır. Ve “Kriz Halkla İlişkileri” yapılması gereken durumlarda sorunlar, bu tarz firmalarda daha süratli çözülebilmektedir. Yani problemler çıkmadan önce... Bir söz var; “Beni bugüne kadar bir kişi anladı, o da yanlış anladı!” diye... Bu ve buna benzer sözler boş yere söylenmiyor, bir günde ortaya çıkmıyor; ve günlük yaşantımızda çokça kullanıldığı için de bunlar ister istemez, zaman içinde ait olduğu toplumun kültürüne yerleşiveriyor...

Bu tarz sözler sadece bize, bizim ülkemize özgü sözler değil; başka ülkelerin kültürlerine de baktığımızda, belki değişik söylenen ama sonuçta aynı anlamı yansıtan böyle sözler olduğunu, bunların halk tarafından yeri geldikçe kullanıldığını hep görüyoruz...

Peki, bunların krizle, “Kriz Halkla İlişkileri” ile ne alakası var diyeceksiniz! Evet, belki tamamı ile değil ama bir kısmı ile var; yani, yazımızın girişinde yazdığımız söz gibi, yanlış anlaşılmakla ilgili...

Söylediğiniz bir sözün, yaptığınız bir işin, bir eylemin ya da davranışın yanlış anlaşılması bazen başınıza büyük işler açabilir, hatta bazen işin içinden çıkılmaz bir durumda bile kalabilirsiniz.

Firmalar da aynen insanlar gibi, benzer davranışlar sergilerler. Örneğin; sahiplerinin ya da yöneticilerinin ağzından çıkan bir laf basına yansıyabilir, başka niyetle söylenen bir söz, değişik bir biçimde yorumlanabilir, basında da ayne yeralabilir... Ve bilerek ya da bilmeyerek yapılan bir hata, düzeltilmesi çok zor bir duruma dönüşebilir, bazen firmanın sahipleri ya da yöneticileri, ve dolayısıyla firma, hatta markanız çok zor durumlarda kalabilir...

Böyle bir durumun tam tersi de olabilir; siz ya da firmanızın hakkında bir söylenti çıkabilir; bu da müşterilerinizin, iş yaptığınız çevrelere kadar ulaşabilir, basına yansıyabilir ve büyük zararlara uğrayabilirsiniz.

İşte yukarıda anlatmaya çalıştığımız bu ve benzeri durumlar, “Kriz Halkla İlişkileri” denilen bir çalışmayı kaçınılmaz kılabilir;
* Ne yapmalı, durum nasıl düzeltilmelidir?
* Kime danışmalı?
* Acaba, ne yapılırsa nasıl bir sonuç, ne yapılmazsa nasıl bir sonuç alınır?
* Nasıl bir mesaj hazırlamalı? Bir mektup mu, bir “Basın Bülteni” mi?
* Bir Basın Toplantısı mı?
* Bir gazete ilanı mı?
* Yoksa, bir özel ziyaret mi?
İşte, “Kriz Halkla İlişkileri” denilen ve gerçekten kişiler (işadamları, sanatçılar, siyasetçiler, vs...) ve firmalar, hatta ülkeler için çok önem taşıyan bu konu gerçekten uzmanlık isteyen, bilgi, tecrübe, iletişim, dil, konuşma, yazma, usul, yol-yordam ve vizyon gerektiren bir konudur. Ve Halkla İlişkiler’in en zorlu konularından biridir!
Çözüm bazen büyük, derin bir araştırmayı gerektirebilir. Strateji çok önemlidir, hedeflerin seçimi çok önemlidir, zamanlama çok önemlidir, seçilecek kişi, kurum ve kuruluşlar çok önemlidir; ve yazılar, mektuplar...

Başka neler var?

Evet, yukarıda yazmaya çalıştığımız konular “Kriz Halkla İlişkileri” kapsamına giren konulardan sadece birkaç örnek... Firmalar, markalar ve toplumda sivrilmiş, üst noktalara gelmiş kişiler zaman zaman ve çeşitli şekillerde böyle zor durumlarda kalabilmektedirler...

Bunlar daha neler olabilir, bir göz atalım;
* Ürününüzün markasını, kimliğini zedeleyici kötü bir taklidi üretilebilir, piyasaya verilebilir,
* Birisi sizin yada firmanız hakkında kötü bir dedikodu çıkarabilir, bu basına yansıyabilir, çıkan haberler hedef kitlelerinize yayılabilir,
* Hatalı bir (ya da çok sayıda) ürününüz piyasaya çıkabilir,
* Firmanızda bir sahtekarlık olayı ile karşılaşabilirsiniz,
* Firmanızın önemli bir üst yöneticisi aniden ölebilir ya da bir suikaste kurban gidebilir,
* Firmanız müşterilerine karşı verdiği vaatleri birtakım sebeplerle yerine getiremeyebilir,
* Firmanız toplu işten çıkarma durumunda kalabilir,
* İşi bırakmalar, toplu istifalar olabilir,
* Firma binası bir sebepten dolayı büyük bir zarar görebilir,
* Birileri bilgisayar sisteminize girebilir, özel sırlarınız birilerinin eline geçebilir,
* Bir gizli kamera çekimi sorunu yaşayabilirsiniz,
* Firmanız / markanız bir nedenle, ani bir biçimde pazarda pay kaybedebilir, itibarınız zedelenebilir,
* Hükümet, iş konunuz ile ilgili, sizi ve yaptığınız işi olumsuz etkileyecek yeni bir kanun çıkabilir,
* Siz ya da firmanız aleyhine birileri Lobicilik faaliyetlerinde bulunabilir,
* Sizin ya da firmanızın iyi amaçla yaptığı bir hareket, çevrelerce yanlış anlaşılabilir...
Buna benzer konuları uzun uzun sıralayabiliriz...

“Kriz”de yönetim

Konu bir firma ile ilgili ise, “Kriz Yönetimi” çoğu zaman bir kuruluşun sadece bir bölümünü ilgilendiren bir konu olmaktan çıkmaktadır. Hatta bazı sorunlar vardır ki, ne kuruluşun Halkla İlişkiler Departmanı, ne de üst yönetimi bu sorunları çözebilmektedir. Ancak bilinen bir gerçek vardır ki, iç sistemini iyi kurmuş, iyi, kuvvetli bir örgüt yapısına sahip firmalarda büyük sorunlarla karşılaşma riski her zaman daha azdır. Ve “Kriz Halkla İlişkileri” yapılması gereken durumlarda sorunlar, bu tarz (kurumsallaşmış) firmalarda daha süratli çözülebilmektedir. Yani problemlerin “dış”tan önce “iç”de halledilmesi (hatta problem çıkmadan) daha kolay ve önemlidir!

Basın’ın önemi

Halkla İlişkiler’de Basın her zaman çok önemlidir. Ancak daha önemli olan, Basın’ın iyi kullanılmasıdır. Bu nedenle özellikle piyasada önemi olan, önemli işler yapan kişi, kurum ve kuruluşların Basın’la iyi bir iletişim içinde bulunması oldukça önemlidir ve gereklidir. Bu da öncelikle basına karşı güven kazanmak, hoşgörü ve doğrulukla sağlanılmaktadır. Olumsuzluklar ise; sevgi, saygı ve hoşgörünün az olduğu, şüphe, korku, tarafsızlık, bilgisizlik (hatta; “Hep ben bilirim!” demek), önyargı, dedikodu ve yalanların yeraldığı ortamlarda gelişmektedir...

Yapılan çalışmalar

“Kriz Halkla İlişkileri”nde risk, firmanın;
* Önceden sezme, haberalma (istihbarat),
* Her zaman hazırlıklı olma,
* İyi strateji belirleme, planlama
yetenekleri ile en aza indirgenebilir. Bu da tabii ki, herşeyden önce, bu konuda en az kişiye indirgenmiş iyi bir yönetim kadrosu ile olur (“kaptan” oldukça önemlidir!).

Firmalarda bir kriz ile karşı karşıya kalındığında bu işin ilk adımları genelde, bizzat üst yönetim kadroları tarafından atılır (dışarıdan PR konusunda danışmanlık hizmeti alınrsa bile!). Ancak daha sonra bu işin uygulama ve takip işleri, firmanın bünyesindeki Halkla İlişkiler departmanı tarafından ya da dışardan danışmanlık hizmeti alınan Halkla İlişkiler şirketi tarafından yürütülür...

Gelecek haftaki yazılarımızda daha derinlemesine ele alacağımız bu konu, aynen kişisel hayatımızda karşılaştığımız sorunlar, yaptığımız hatalar gibi, bunların telafi edilme zorlukları, zararı en aza indirgeme ve tabii ki haklı çıkma çalışmaları gibi bir şeydir. Önemli olan, sorun yaratabilecek konuların önceden kestirilebilmesi ve hata yapmamaya çalışılmasıdır...