Yapılan işte “4/4”lük bir başarı için “Etkili İletişim ve Tanıtım” şart!

Yapılan, çalışılan iş konusu ne olursa olsun, bir firmanın, markanın ya fikrin hedeflenen kitlelere benimsetilmesi, ilgi görmesi sadece “Etkili İletişim ve Tanıtım” ile oluyor! Ve bunu tam olarak beceremeyen kişi, kurum ve kuruluşlar, hiçbir zaman “4/4”lük bir başarı elde edemiyorlar!

Özgür toplumlarda özellikle medya, birçok güç arasında kendi gücünü her geçen gün, her kesimden insana karşı daha çok hissettirmekte, bu güç toplum içinde sivrilmiş insanları (siyasetçiler, devlet adamları, sanatçılar, vs.), kurum ve kuruluşları, markaları, hatta ülkeleri her geçen gün daha fazla tedbirli olmaya, daha az hata yapmaya zorlamaktadır.
Körfez Savaşı'nda; Doğu Bloku'nda yaşanan parçalanma ve değişimlerde medyanın az mı etkisi olmuştur?
Neden siyasetçiler ve işadamları, medya ile her geçen gün daha iyi ilişkiler, iletişimler içinde olmak zorundadırlar ve bunu her geçen gün daha fazla istemektedirler?

Neden özellikle müzik sanatçılarının kaset satışlarını son yıllarda "video-clip"leri ve yapılan promosyon çalışmaları daha çok etkilemektedir?


Neden "birileri"nin basında çok güzel fotoğrafları ile yer alması, hakkında iyi, olumlu haberlerin yayınlanması son zamanlarda daha fazla önemsenir, dikkat edilir hale gelmiştir?

Medya artık bir kitle iletişim aracı olmanın yanında bir de tanıtım aracı... Onun sayesinde birçok değişik amaç ve konuda istenen hedeflenen kitlelere bir sürü değişik nitelikte mesaj gönderebiliyorsunuz artık. Hatta bunların bazılarının bedellerini de ödeyerek (reklam filmi, ilanlar, kamuoyuna yapılan duyurular, basın açıklamaları, vs.)... Ve ancak o zaman sizin istediğiniz gibi mesajlar gidiyor; ve istediğiniz zaman...

Bu ne demek?

Örneğin bir haber, röportaj ya da makale düşünün... Onu yazan, görüntüleyen, kurgulayan bir medya mensubu... Bu arkadaşlar sonuçta yazıyı kendisine göre yorumluyor, yazıyor, yayına veriyor. Ama sonuç?!
Çoğu zaman sizin istediğiniz gibi olmuyor. Hatta bunlar zaman zaman geçen yazılarımızda da değindiğimiz bazı "Kriz Durumları"nı bile ortaya çıkarabiliyor; ve sizi (insanları, marka / firmaları) son derece zor durumlarda bile bırakabiliyor.
Evet, son zamanlarda medya önemli bir güç; hem de tehlikeli bir güç!. Bu da "Basın'la İlişkiler"i ve Halkla İlişkiler'i her zamankinden daha fazla önemli bir hale getirdi günümüzde firma / markalar ve kişiler için.

Başarı mı?

Kime sorsanız, herkes kendine göre "1 numara!"; başarılı... Herkes kendini neredeyse her işin uzmanı sanıyor; hele hele konu özellikle İletişim, Tanıtım olunca.

Ama sonuç ortada; örneğin hiç bir siyasi parti yıllardır büyük bir çoğunlukla iktidar olamıyor. Hatta bazen siyasete soyunan birileri çıkabiliyor, üstelik büyük paralar da harcıyor ama bu konularda (İletişim ve Tanıtım) yaptıkları hatalar yüzünden istedikleri başarıyı bir türlü ulaşamıyorlar; ve büyük ihtimal buna bağlı başarısızlıklarının asıl sebebinin buralarda gizli olabileceğini akıllarının ucuna bile getiremiyorlar!

Aslında çevrelerinde büyük ihtimal, bu konularda birileri mutlaka oluyor, bir takım çalışmalar yapılıyor ama bunların doğruluk, güzellik ve etki dereceleri ne durumda bilebiliyorlar mı? Bu kişiler bu çalışmaları yönlendirecek,

değerlendirebilecek eğitim, bilgi ve estetik değerlere sahipler mi? Ve tabii ki, büyük bir kısmı boşa giden milyarlarca liralık tanıtım harcamaları...

Bunun sonuçları mı?

* Büyük bütçeler harcanmasına rağmen yaratılamayan, güçlendirilemeyen firmalar, markalar,
* Yaptıkları işte çok iyi olacakları halde, özellikle kampanya dönemlerinde yaptıkları birbirinden başarısız “Görsel Kimlik”ler, Reklamlar, Basın ve Halkla İlişkiler çalışmaları ile başarısız olmuş siyasi partiler,
* Sesi, fiziği, kültürü şahane olduğu halde yıldızı bir türlü parlamayan ve kaybolup giden ses sanatçıları, televizyon yıldızları,
* Ne kadar güçlü olduğunu çevresine hissettiremeyen, ellerindeki gücü kullanamayan firmalar,
* Ne kadar iyi işler yaptığını hedeflediği kitlelere anlatamayan kuruluşlar, işadamları,
* Dünyaya kendini istediği gibi tanıtamayan, üstelik hakkında çıkan kötü haberlerle “ımaj Karnesi”ne hergün birkaç eksi puan kaydedilen ülkeler...
Yine “İmaj”
Yine döndük dolaştık, “ımaj”a geldik! Yani sonuca!
İşte, tüm yaptıklarınızın sonucunda (özellikle “İletişim” ve “Tanıtım” konularında) hedeflediğiniz kitleler sizi seviyor ya da sevmiyor, seçiyor ya da seçmiyor, güveniyor ya da güvenmiyor, sizinle bir iş yapmak istiyor ya da istemiyor, ürününüzü satın almak istiyor ya da istemiyor vs. vs...
Burada birşeyin bir kere daha altını çizmek istiyoruz; bu çalışmalarda yapılan hataların en büyükleri şunlardır;
* Gerçek uzmanlarla çalışmamak veya yaptırılan işleri bir uzmana denetlettirmemek (özellikle yapılan işler büyük ve ciddi boyutlarda ise bu şart!),
* (Size göre doğru, güzel olan birçok şeyin yanlış ve çirkin olabileceğini aklınızdan çıkarmayın!). Estetik konulardaki kişisel yeteneksizlikleri gözardı etmek, bu çalışmaları bizzat yönetmeye kalkmak, yanlış, zevksiz, bu konulardan anlamayan kişilere fikir sormak, uzmanlar yerine bu kişilerin sözünü dinlemek, bu doğrultuda işler yapmak, yaptırmak (ama yanlış!),
* Bu işleri kendi kendine yapmaya çalışmak,
* ıyi Tanıtım yapamamak,
* Basın’ı iyi kullanamamak, medyanın gücünden yeterince yararlanamamak...
Özal’ın “ımaj”a verdiği önem
Neden eski cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Turgut Özal;
* İmaj’a, “vizyon”a bu kadar önem verdi?
* İki elini başının üzerinde birleştirerek halkı selamladı?
* Neden tatil günlerinde şort ve tişörtle basın mensupları ile sohbet etti, hiçbir yerde eşinin elini bırakmamaya özen gösterdi?
* Neden devletin özel bir uçağı olması gerektiğini düşündü ve bir jet uçağı satın aldırdı?
* Neden ünlü fotoğraf sanatçımız Erol Atar’a özel (ve güzel) fotoğraflarını çektirdi?
* Neden özel hazırlanmış “ıcraat’ın içinden” programları yaptı?
* Neden bu programlarda konuşurken elindeki kalemi önemsedi, kullandı?
* Reklam ve Tanıtım’ı bu kadar önemsedi, profesyonellerle çalıştı?
Birçok uzmanla çalıştı, danıştı, uyguladı; hepsi “ımaj” için! Bazen kendi, bazen Türkiye’nin imajı için... Ve Türkiye’ye bu konularda birçok şey öğretti...

Sadece siyaset dünyamızdan aklımıza gelen, sizlerin de çok iyi bildiğiniz bu yakın geçmişimizde yaşadığımız örnek çalışmaya, iş dünyamızdan da verebileceğimiz birçok örneği eklemek mümkün. Ancak birçok firma, siyasetçi, işadamı, sanatçı bu konularda birşeyler yapma gayreti içindeler ama yukarıda yazdığımız sebeplerden, bir türlü tam bir başarı sağlayamıyorlar! Çünkü yapılan çalışmalar onlara göre güzel, doğru, etkileyici! Ama aslında öyle değil! Öyle olmadığını, olamadığını da alınan sonuçlar açıkça ortaya koyuyor! Çünkü bu işler taklitle olmuyor! Bambaşka, görülmemiş, duyulmamış birşeyler yapmak gerekiyor gerçek başarı için (“Etkili Tanıtım” da bu demek zaten!) ve size, yaptığınız işe, ulaşmak istediğiniz amaca ve hedeflediğiniz kitlenin beklentilerine uyması gerekiyor...

İşte, değişik sektörlerden, “İletişim ve Tanıtım” konularında son yıllarda rastladığımız birkaç hatalı örnek:
* Bir marketler zinciri sahibi çıkıyor; firma / kurum dergisi çıkarıyor, bunu kimin için çıkardığı belli değil! ıçinde, hem de dizi yazı olarak kendi hayat hikayesini anlatıyor (kimi ilgilendirecekse?!) ve dergiler bu marketlerden alış-veriş yapıp çıkanlara dağıtılıyor!

* Bir dev mobilya firması bir gün gazetelere tam sayfa ilan veriyor; ilkel bir dizayn içinde indirim kampanyasını duyururken aynı ilan içinde, altta ayrı bir çerçeve içindeki ilanda ayrıca arsa satmaya çalışıyor!

* Bir işadamı çıkıyor, parti kuruyor, örgütünü öyle ya da böyle tamamlıyor ancak, kuvvetli bir Görsel Kimlik

yaratamadığından, gazeteler verdiği ilanlarda yapmak istediklerini net olarak halka anlatamadığından (çünkü mesajlar net gitmiyor, algılanmıyor!), bu ilanların dizaynları karışık ve gereken estetik anlayışta olmadığından ve çıktığı televizyon programları ruh sıkan, etkisiz, dinamizmi olmayan programlar olduğundan, konuşma, vurgu hataları yaptığından, iyi, etkili konuşamadığından, karısının elini tutup yürüse, basında bu fotoğraflar yayınlansa, eline kalem alıp, televizyonlarda konuşsa bile bir başarı gösteremiyor (çünkü onun kişisel imajına uymuyor!)...

* Bir mağazalar zinciri... ışin başında, seçimle işbaşına getirilmiş, pek fazla niteliği olmayan ama birtakım tesadüfler ve şansla bu önemli koltuğa oturabilmiş bir işadamı... Basında bir şekilde yeralabilmek, “Ben de artık önemli bir adamım!” duygusunu tatmin edebilmek için, zaman zaman basına demeçler vererek, kendi sektöründeki daha büyük çaplı firmalara ve sonunun nerelere varabileceğini, başına ne büyük işler açabileceğini bile hesabedemeden meydan okuyor ve hem kendi, hem de firmasının imajını zedeliyor...

Sonuç

Ne konuda iş yaparsanız yapın, düşüncelerinizi, elinizdeki potansiyeli, gücü hedeflediğiniz kitlelere net, iyi, doğru ve onları etkileyici bir şekilde anlatmak onlara aktarmak istiyorsanız; bunun yolu “Etkili İletişim ve Tanıtım”dan geçiyor!
Bunun sonucunda yaratılan imaj ise “4/4”lük bir başarı getiriyor! Bunu yapamadğınız, gerçekleştiremediğiniz durumlarda ise daha az ya da çoğunlukla hiç!

Halkla İlişkiler, Basınla ılişkiler, Reklam (ve Grafik Dizayn); Tanıtım ve İletişim konuları... Aynen Fizik’te, Kimya’da, Pazarlama’da, Mühendislik’te, Tıp’ta olduğu gibi eğitim, bilgi ve iş tecrübesi gerektiren konulardır; üstelik özel kişilik ve yetenek de gerektiren... Bu nedenle bu konuları artık daha ciddiye almanız, sadece bilenlerle yapmanız, kendi mevcut bilgilerinizle yapmaya kalkmamanız ve gerçek ustalar ile çalışıyor iseniz, “ustalar”ın işine fazla karışmamanız gerektiğini unutmayın!