“Kişilerarası İletişim’de önemli bir konu; “Alanlar ve Mesafeler”...

Karşımızdaki kişilerin bize her zaman bazı şeyleri söylemeleri pek mümkün olamayabilir... Onlarla iyi bir iletişim içinde olabilmemez için, onların bazı tavır ve davranışlarını anlamamız, yorumlamamız ve bizim de kendi davranışlarımızı ona göre ayarlamamız gerekir! Hele hele konu; “Alanlar ve Mesafeler” olunca...
“Kişilerarası İletişim”de insanların birbirlerine olan uzaklıkları, birçok değişik konudaki ilişki, iletişim şekline göre değişkenlik gösterir.

Karşımızdaki kişiye göre aramızdaki mesafeyi bilinçli ya da bilinçsizce de olsa her zaman aynı tutmayız. Ancak en iyi davranış biçimi, tabii ki bu mesafeleri bilinçli olarak ayarlayabilmektir. Zaten bunu iyi yapamadığımız durumlarda, karşımızdaki kişiler hemen bu düzenlemeyi kendileri yapmaya çalışırlar, hatta bu bazen sert gelen tepkilere bile dönüşebilir!

Yakınlaşma ya da uzaklaşma


İnsanlar birbirlerine karşı ilgi duydukça, hoşlandıkça, sevdikçe karşısındaki kişiye yakınlaşmak, hatta ona dokunmak isteyebilirler. Ancak bu iletişimde iticilik, nefret, hoşlanmamak varsa ve karşımızdaki kişi ile aramızda duygusal bir yakınlık yoksa ondan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışırız. Ne o kişiye dokunmak isteriz, ne de onun bize dokunmasına izin veririz... Bu durum günlük hayatımızda, özel hayatımızda neyse ama iş hayatımızda daha da fazla dikkat etmemiz gereken bir konudur.

İş hayatımızda, hem kendi tutum ve davranışlarımıza, hem de iş arkadaşlarımızın bize karşı olan tutum ve davranışlarına mümkün olduğunca dikkat etmemiz, bunlardan bir anlam çıkartmamız gerekir. Çünkü her zaman karşımızdaki kişilerin bize bazı şeyleri söylemeleri pek de mümkün olamayabilir. Onlarla iyi bir iletişim içinde olabilmek için, onların bazı tavır ve davranışlarını anlamamız, yorumlamamız ve bizim de kendi davranışlarımızı da ona göre ayarlamamız şart!

İşyerlerinde daha fazla dikkat!


Özellikle işyerlerinde, iş arkadaşlarımızla olan iletişimimizde, onlarla aramızda uygun mesafeler bırakarak konuşmak, gereğinden fazla yaklaşarak ve dokunarak onları rahatsız etmemek, en fazla dikkat atmemez gereken konuların başında yeralıyor. Ve iletişimimiz süresince arada bir, onların bize karşı olan tutumlarını değerlendirmek...
Eğer biz konuşurken arkadaşımızın bedeni geriye doğru bir uzaklaşma, kaçış eğilimi gösteriyor, hatta zaman zaman geri adım atıp, hafifçe geri çekiliyorsa, bilin ki bu kişinin, sizin girmenizi istemediği “Sosyal Alan”ına (1-2,5 m arası) fazla giriyorsunuz anlamına gelmektedir! Burada yapmanız gereken, karşınızdaki kişinin koyduğu mesafeyi hissetmeniz ve ona gereğinden fazla yaklaşmamaya çalışmanız gerekir!

Sadece hoşlanmamak mı?


Tabii ki değil; sizden, karşınızdaki kişinin hoşlanmadığı bir koku gelebilir; bu üzerinize sinen bir sigara ya da içki kokusu olabilir; ya da başka bir koku... Ağız ya da nefesiniz kokuyor olabilir; o kişinin hoşlamadığı, hatta tiksindiği bir parfüm kullanıyor olabilirsiniz. Konuşurken ağzınızdan tükürük saçıyor ya da sık sık o kişiye dokunuyor olabilirsiniz!
Evet, bunlar çok önemli; karşınızdakinin tutum ve davranışlarından herşeyi anlamanız (bu bezen sözlü uyarılar şeklinde de olabilir!) ve derhal kendinize bir çeki-düzen vermeniz gerekebilir!

Öpüşmeler

Evet, bu da bizim toplumumuzda çok sık kıllandığımız bir selamlaşa biçimi. Hem bayanlar, hem de erkekler arasında... Oysa batılı ülkelerde çok az rastlanan bir davranış biçimi...
Özellikle ilk karşılaşmalarında, samimiyetimizin bir göstergesi olarak yaptığımız öpüşme eylemi; günümüzde, özellikle iş hayatımızda yavaş yavaş tekredilme sürecinede...

Bu davranış biçimimizde de, karşımızdaki kişinin “Beden dili”nden, onun öpülmekten hoşlanıp hoşlanmadığını hemen anlayabiliriz. Eğer öpülen kişi siz iseniz, başkalarının (sizi öpmesini istemediğiniz kişilerin) “ani saldırılar”ından, odanızın kapısına yapıştıracağınız ya da masanızın üzerine koyacağınız minik bir; “Öpüşmeyelim tokalaşalım!” yazısı, sizi bu probleminizden büyük olasılıkla kurtaracaktır!
Diğer alanlar, mesafeler

Dünya genelinde;

* Mahrem Alan (0-25 cm),
* Kişisel Alan (25 cm-1 m),
* Sosyal Alan (1-2,5 m),
* Genel Alan (2,5 m ve üzeri)
şeklinde sıralayabileceğimiz “Kişilerarası İletişim’de alanlar ve mesafeler” konusu yine ülkeden ülkeye, toplumdan topluma, insandan insana değişen bir konu. Şimdi bunları kısaca incelemeye çalışalım...

Mahrem Alan

Bu alan, duygusal anlamda bizim için birşeyler ifade eden kimseleri içine aldığımız alandır. Eşimiz, sevgilimiz, annemiz, babamız, kardeşimiz ve çok yakın dostlarımızın girebileceği alan...

Samimi olmadığımız kişilerin bu alana girmeye çalışması bizim üzerimizde derhal bir sıkıntı, gerginlik etkisi yapar ki bu rahatsızlığın boyutu büyükse, bu durum karşımızdaki kişiye karşı bir saldırganlık eylemine bile dönüşebilir!

Kişisel Alan

Birbirini tanıyan insanların, arkadaşların oluşturdukları alandır. Kendimizi yakın hissetmediğimiz kişilerin bu alana da girmesinden pek hoşlanmayız. Geri çekilerek aramızdaki bu mesafeyi korumaya çalışırız ve bu alanı, mesafeyi koruması gerektiğini karşımızdaki kişiye her zaman, bir şekilde hissettiririz.

Sosyal Alan

İş arkadaşlarımız, komşularımız, bir şekilde tanıdığımız insanlarla aramızda oluşturduğumuz alandır. Bu mesafe, o kişi üzerinde üstünlük kurmak ya da o kişiyi biraz daha yakından tanımak amacıyla zaman içinde ve birtakım nedenlere bağlı kalarak kısaltılabilir. Ancak bu eylem size karşı yapılıyor, kontrol edilmek ya da denetlenmek isteniyorsanız, bu sizin hemen o kişiden uzaklaşmanıza sebep olabilir.

Genel Alan

Birbirini hiç tanımayan insanların bulunduğu toplantılar, kokteyller, otobüs ya da metro istasyonları gibi toplu halde bulunulan mekanlarda insanların birbirlerini sınırlamaya çalıştıkları alanlar, korumaya çalıştıkları mesafelerdir.
Sık sık kendimizi gözden geçirelim!

Dikkat edilirse ne kadar çok şey var günlük hayatımızda dikkat etmemiz gereken!
Neden diyoruz; “Her şeyin başı insan!” diye?! Ne iş yaparsak yapalım; herşey *insan”la başlıyor, “insan”la bitiyor... Herşey “insan” için!

Bu böyle olunca da “Kişilerarası İletişim” herşeyden çok fazla önemli oluyor bizim için... Sadece karşımızdakilerin oturup-kalkmasını, konuşma biçimini, davranışlarını, temizliğini, düzen-dağınıklığını izliyoruz, inceliyoruz. Peki ya kendimiz? Biliyor muyuz, biz ne hatalar yapıyoruz insanlarla olan iletişimimizde!?

Bilmiyorsak soralım, öğrenelim; en yakınımızdaki kişilerden zaman zaman bizi değerlendirmelerini isteyelim. Öğrenelim ve bir an önce kendi yanlışlarımızı düzeltmeye gayret edelim!