İşyerlerinde, “Kişilerarası İletişim”de dikkat etmemiz gereken konular...

İnsanların yüzüne bakarak konuşun! Bu herşeyden önce onlara değer verdiğinizi gösterir... Bu şekilde, karşınızdaki kişinin her zaman olumlu tepkilerini alırsınız. Ancak bunun insanları rahatsız edecek bazı mesajlarla yüklü olmaması gerektiğini de asla unutmayın. Bakışlarınız canlı olsun...

İnsanların doğasında vardır dokunmak. Hatta hayvanlarda bile...

Canlıların hayatında büyük bir önemi var bedensel temasın, dokunmanın... Sevdiğimiz, hoşlandığımız şeylere, insanlar dokunmak bizlere hep haz verir. Ve sadece hoşlandığımız insanların bize dokunmasına (yakınlık durumuna göre) izin veririz...

Türkler dünyada birbirlerine en fazla dokunan toplumlar arasında yeralmaktadır. Ancak bu özel hayatımızda neyse ama özellikle iş hayatımızda çok fazla dikkat etmemiz gereken bir konudur. Özellikle yabancı ülkelerle işbirliği yapan kuruluşların, bunların yönetici ve personelinin daha da fazla dikkat etmeleri gereken bir konudur; “Dokunma”, “Bedensel Temas” ve ilk selamlaşma öpüşmeleri...

Bize normal gelen bazı davranış, hareket ve adetlerimiz, pek de ala yabancılara ters gelebilmektedir. Ancak bu kişilerle iletişimde bulunurken biraz daha dikkatli olursak zor durumlarda kalma ihtimalimizi de büyük ölçüde en aza indirebiliriz. Çünkü dünyanın hangi milletinden olursa olsun, insanlar karşısındaki kişinin bazı hareketlerinden, yakınlaşmasından hoşlanmıyorsa, bunu öncelikle kendisini o insandan uzaklaştırarak, geri çekilerek ya da bir karşılık vermeyerek bir şekilde hissettirebilir.

Neler yapmalıyız?!

Dikkat ederseniz, dilini pek iyi bilmedeğimiz bir yabancı ile konuşurken, ister istemez beden dilimiz devreye girer. El-kol hareketlerimiz, suratımızdaki ifadeler birçok şeyi anlatır. Onu da kolayca anlar, anlatabiliriz. Çünkü, karşılıklı iletişimde çoğu zaman konuşma dili sadece %25’lerde kalırken, kalan %75’i “Beden Dilimiz”e aitmiş psikologlara göre (ama bu bana göre, duruma göre değişiyor!)...

Birkaç haftadır “Kişilerarası İletişim”le ilgili olarak “Beden Dili” üzerinde duruyoruz. İş hayatımızda bu konu ile ilgili olarak dikkat etmemiz gereken birçok konuya değiniyoruz... Şimdi bunların ışığında, bizim için çok önemli olan, iş hayatımızda dikkat etmemiz gereken birkaç konuya daha kısıaca bir değinelim...

Dış görünüm

Mutlaka bulunduğunuz konuma uygun olarak giyinin. Yani bir işkadını iseniz işkadını gibi, bir işadamı iseniz, bir işadamı gibi giyinin (bunların detayları, daha önceki yazılarımızdan “Kişisel İmaj”da bahsedilmişti!).
Özellikle giyiminizdeki renk uyumu, genel temizlik, saç, sakal, takılan gözlük, giyilen eteğin boyu, darlığı yada bolluğu... Herşey inceden inceye bizim çok dikkat edeceğimiz konuların başında yeralıyor. Bunların çoğu bizim imajiımızı belirliyor...

Peki bu konularda kendinizi yetersiz görüyor, çevrenizden sık sık olumsuz tepkiler mi alıyorsunuz?
Ya da hiçbir şekilde tepki almıyor da olabilirsiniz! O halde; “Derhal bir kişinin ya da bir yakınınızın yardımına ihtiyacınız var!” demektir. Bu kişi de zevkine en çok güvendiğiniz ya da çevrenizdekilerin her zaman olumlu tepkilerini aldığı bir kişi olmalıdır. Buna dikkat edin!

Jestler


Biliriz; herşeyin abartısı pek iyi değildir! Jestlerinizinde de!

Yüz ifadesi

İnsanlara mümkün olduğunca sevecen, olumlu, güven verici bir ifade ile bakın. Suratınızı arada bir aynada kontrol edin. Ruhsuz, asık, canı sıkkın, kızgın, bezgin ya da hastalıklıymış gibi bir surat ifadeniz varsa bunu mutlaka biran önce kendi kendinize tedavi etmeye bakın! Çevreniz bu konuda, size bugüne kadar neler söyledi bir aklınızdan geçirin. Bilin ki, uğraşırsanız bunu değiştirmek elinizde; ancak sizin karaterinize hiç uymayan bir surat ifadesinin de olumsuz etkileşimler yaratabileceğini de asla unutmayın!

Arada bir gülün, insanlarla mümkün olduğunca hafifçe ve dostça tebessüm ederek konuşun ve hayatı kolaylaştırın. Bu her zaman donuk ve ifadesiz bir surattan daha iyidir unutmayın!

Bakışlar

İnsanların yüzüne bakarak konuşun. Bu herşeyden önce onlara değer verdiğinizi gösterir. Bu şekilde, karşınızdaki kişinin her zaman olumlu tepkilerini alırsınız. Ancak bunun insanları rahatsız edecek bazı mesajlarla yüklü olmaması gerektiğini de unutmamakta yarar var. Bakışlarınız canlı olsun!

Duruş ve hareketler


* Konuştuğunuz insana yönelin. Bu, o kişiye değer verdiğinizi gösterir.
* Konuşurken, karşınızdaki kişiyi dinlediğinizi, onun görüşlerine katıldığınızı belli etmek için hafifçe başınızı sallayabilir, onu anladığınızı ifade edebilirsiniz...

* Ayakta duruşlarınız her zaman dik olsun ama abartılı değil; doğal! Ve eğer bir kişi ile ayakta konuşuyorsanız; onun konuşmayı bitirmek ya da devam ettirmek istediğini ayak uçlarına ya da göğsünün dünük olduğu yöne bakarak anlayabilirsiniz! Bunların bakış açısı size doğru değil, dışa dönük ise konuşmayı biran önce bitirmeniz gerekir; o bitirmeden(!)...
* Bu davranış biçimine bağlı olarak bir de ikili, ayaküstü konuşmalarda bir üçüncü kişinin aranıza katılmak istemesi, sizin bu kişiyi aranıza kabul etmeniz ya da etmemeniz konusu var... Eğer siz geldiğinizde, konuşan kişilerin karşılıklı duruş açılarında bir değişiklik yoksa, derhal o kişilerin yanından bir bahane ile ayrılın (daha fazla mahçup olmadan!)...
* Oturduğunuz sandalye ya da koltuğa tam olarak oturun ve arkanız yaslanın. Bacaklarınızı sallamayın, yaylanmayın, gereksiz tiklerinizden kurtulmaya, bunlardan vazgeçmeye çalışın.

* Biri sizinle konuşmaya başladığında hafifçe ona doğru eğilin, ancak gereğinden fazla yaklaşmayın. Her koşulda insanların size karşı olan davranışlarını izleyin, tahlil edin. Kendinizi, hareketlerinizi aldığınız tepkilere göre ayarlayın; onlar sizi uyarmadan!

* Grup ya da topluluk konuşmalarında karşılıklı konuşmaya çalışan kişilerin arasına girmeyin, birbirlerini görmelerini engellememeye dikkat edin.
* Aynı ortamı paylaşan, birbirini tanımayan insanları tanıştırın.
* Sesinizin tonunu karşınızdaki kişinin yaşına, cinsiyetine, bulunduğunuz ortamın özelliklerine göre ayarlamasını bilin,
uyarılara mutlaka dikkat edin!

Duygular

“Beden Dili”, “Konuşma Dili”... Bunlar görülen, duyulan iletişim biçimlerimiz... Ya hissedilen?!
Ne kadar iyi giyinirse giyinsin, ne kadar iyi konuşursa konuşsun, bazen karşımızdaki kişiden hoşlanmayabilir, nafret de edebiliriz. Ama bazen de sebepsiz yere sevebiliriz bile!

Bir elemanın işe alınmasında bilgi, zaka düzeyi, iş tecrübesi çok ön planda yer alırkan, o kişinin o işyerinde yükselmesinde daha çok duygular rol oynar!

Nasıl bir ortama girersek girelim, izleniyoruz, gözleniyoruz, değerlendiriliyoruz... Ve bunların toplamı bizi değerlendiren kişilerin duygularıyla bir iletişim içine giriyor ve bir yerlere koyuluyoruz. Ya aşağılara ya da yukarılara... Ve aslında bunu biz kendimiz yapıyor, kendimiz sağlıyoruz; bazen bir bakışımızla, bazen de bir hareketimizle...