Franchising’de imaj unsuru...

Bazı firmalar bir şekilde, bir noktaya kadar büyümekte, yaptıkları işin başarılı olduğunu sanıp, “Franchising” sistemine geçmektedirler, ancak sonuç hiç de istedikleri gibi olmamaktadır. Bunun baş sebebi; imaj hataları olmaktadır...
Marka... Günümüzde iş dünyamızın en çok önem verdiği bir konu... Ne konuda iş yapılırsa yapılsın, bir firmanın, yaptığı işin ismi, markası, kuvvetlendirilmiş organizasyonlarda (işlerde) herşeyin üzerinde bir değer olarak görülüyor. Ve bu değer öyle bir değer haline geliyor ki, yapılan işi gelişmesi konusunda zorlamaya başlıyor ve marka tek başına para etmeye başlıyor; yani bir değer haline geliyor. Ve sonuçta, firma ve ürettiği mal / hizmet;

* Daha fazla rağbet görüyor,
* Rakiplerine oranla daha değerli oluyor,
* Daha fazla talep ediliyor,
* Benzerlerine oranla daha pahalıya satılabiliyor,
* Saygın oluyor,
* Daha fazla seviliyor, sayılıyor,
* Taklit ediliyor,
* Finans çevrelerinde kredi olanakları artıyor,
* Medya reklam pazarlıklarında büyük avantajlar sağlıyor, vs., vs.
İşte bu “iyi gidiş”, yapılan hesaplamalar sonucunda bir büyümeyi de gerekli kılıyor ve yapılan araştırmalar, bunun firma / marka için en karlı ticaret biçimlerinden biri olan “Franchising” sistemi olabileceğini ortaya koyuabiliyor. Sonuçta birgün geliyor ve “Franchising” kapıyı çalıyor.

En önemli unsur; “Kimlik”

Evvelki hafta irdelemeye başladığımız bu konuyu “İletişim Gözlüğü” ile incelediğimizde, “Franchising” sisteminin, öncelikle kuvvetli bir marka yaratmak işi olduğunu görüyoruz. Ve herşeyden önce bunu başaramamış firma / markaların kendilerini iyi bir marka, büyük bir firma sanıp “Franchising” sistemine yönelseler dahi bu konuda pek bir başarı kazanamadıklarını...

Daha önceki yazdığımız yazılarda imaj konusunu incelerken, dört değişik kimlikten bahsetmiştik;
1- Gerçek kimlik,
2- Görünen kimlik,
3- Sanılan kimlik,
4- Olması istenen kimlik...
Evet “Kimlik / İmaj” konusu bilimsel olarak incelendiğinde, bunun bir insan (şahıs) için de, bir firma, marka için de, bir fikir için de, hatta bir ülke için de aynı olduğunu görmekteyiz. Ve ülkemizdeki firmaların büyük bir çoğunluğu imaj hataları içinde adeta yüzmektedir, bu da firma / marka başarısızlıklarımızın en büyük sebebidir. Yani birçok firma, yarattığı, ortaya koyduğu ya da yaptığı işi ya da markasını, herşeyiyle (kendilerine göre bazı küçük hatalarla!) mükemmel olduğunu sanarken, iş uzman gözüyle incelendiğinde aslında gerçeğin pek de öyle olmadığı görülmekte, anlaşılmaktadır. Yani firma çok mükemmel, hedeflediği kitlenin düşünce yapısına, beklentilerine uygun bir iş yaptığını sanarken bu aslında pek de böyle olmamaktadır. Bunun böyle olmadığı da, asla firma cephesinden tam olarak görülememekte, teşhis edilememektedir; çünkü “İmaj Hastalıkları” bu tarz özelliği olan bir hastalık çeşidi olmaktadır!
Bu tarz firmalarda zaman zaman bazı sancılar hissedilmekte, çevreden bazı uyarılar, tavsiyeler hatta şikayetler alınmakta, hatta bunun firmanın içinden, mevcut kişilerce (yöneticilerce) çözümü yapılmaya çalışılmakta, bazı çalışmalar da yapılmakta, ancak düzeldiği, düzeltildiği sanılırken, sonuçta yine birşey yapılmış olamamaktadır. Çünkü bu konu da Finans gibi, Hukuk gibi bambaşka bir bilgi, eğitim ve uzmanlık gerektiren bir iş, bir konudur. Yani imaj probemlerinin çözümü firmanın mevcut üst yönetim kadrosonunun ürettiği yeni fikirlerler, değişim programları ile de yine çözülememekte, çoğu zaman, yapılan büyük harcamaların dahi boşa gittiği gözlemlenmektedir.

Sonuç olarak, ancak ve ancak bu dört kimliği doğru şablona oturtabilen firma / markalar başarılı olabilmektedir; hem yaptığı işlerde, hem de yapacakları “Franchising” sistemlerinde...

Uzun lafın kısası;

Çevremizde birçok verimsiz firma görürüz; firmanın mağazaları, “show-room”ları vardır, iyi-kötü bir iş yapmakta, mutlaka birilerine bir şekilde birşeyler satabilmekte, “B” ve “C grup” hedef kitleye; hatta “A”ya bile birşeyler satabilmektedirler ve bir şekilde büyümektedirler de. Ancak bu büyüme, bilimsel temellere oturtulmuş bir büyüme değilse, iş profesyonel kaptanlar tarafından yönetilmiyor ise, bu firmanın belli bir çizgiden daha fazla ileri gidebilmesi pek mümkün olamamaktadır. Yani sahipleri ve yöneticileri tarafından harika bir işletme sistemi olduğu sanılan (yani iyi bir yönetimi, pazarlama, satış, dağıtım ve servis anlayışı olmayan, olduğu sanılan) ama aslında böyle olamayan, ustaca hazırlanmış, hedef kitleyi etkileyen, yapılan işe son derece uygun olduğu sanılan ama aslında öyle olmayan bir görsel kimlik giydirilmiş bir firma / markanın ne yaptığı işte, ne de yapmaya hazırlandığı “Franchising” sisteminde başarılı olması pek mümkün değildir.

Yine baktığımızda birçok firma görürüz; bunlar bir şekilde, belli bir noktaya kadar büyüyebilmeyi başarabilmişlerdir, markalarının, yaptıkları işin başarılı, verimli olduğunu sanıp, “Franchising” sistemine de geçmişlerdir, ancak sonuç hiç de istenilen gibi değildir, bunun baş sebebi yine (genellikle) imaj hatalarında konumlanmaktadır...

Her malın alıcısı var!

Yukarıda açıklandığı şekilde birçok başarısız bir firma / markanın sağlıklı kuramadığı, oluşturamadığı bir organizasyona (bunun tam tersi olduğunu sanarak!) yine kendisi gibi kişi / kuruluşlar pek de ala rağbet gösterebilmekte, ancak sonuç bazen bir fiyaskoya dönüşebilmektedir.

Sistemdeki aksaklıkları, Görsel Kimlik’teki, Reklam ve Halkla İlişkiler çalışmalarındaki yanlışlık ve etkisizlikleri gören “Franchising” sistemine katılmış firmalar bazen tek başına ya da yine aynı gruptan bir başka kişi / firmayı da yanlarına alarak kendi kimliklerini yaratmakta, bazen birgün gelip bağımısızlıklarını ilan edebilmektedirler... Yani, sağlıksız olan bu tarz organizasyonlar bir gün gelip mutlaka parçalanabilmiktedir. Bunun çeşitli boyutlardaki örneklerini günümüz iş dünyasında pek de ala görebilmek mümkündür. Önemli olan, bu hataların sebeplerini görebilmek, hissedebilmek ve ne iş olursa olsun, günümüz dünyasında bilgiye dayalı olarak yapmak.