Yönetici olmak için kişisel yetenek şart!

Yönetici olmak için sadece istekli olmak yeterli değil. Bunun için önce çalışmak, kendini göstermek de gerekiyor ve tabii ki bazı temel yetenekleri... Kavrama Yeteneği, İletişim Yeteneği ve Teknik Yetenekler gibi...
“Firma / Markalarda Kurumsal Kimlik ve ımaj”(*) adlı kitapta yönetici şöyle tanımlanıyor; “Belirlenen bir hedef doğrultusunda, başkalarını etkileyerek iş yaptırma sanatı”.
Yöneticilik oldukça zor bir iş. Birçok bilginin, yaşanan iş tecrübelerinin, vizyonun bir bileşkenidir yöneticilik. Ve tabii ki bir yetenek işi.

Herkes yönetici olabilir mi?

Bir atasözü var; “İnsan kendisini beğenmezse çatlar, ölür” diye. Hepimiz yaşadığımız yıllar boyu bizzat kendi yaptığımız, çalıştığımız işlerde olsun, bir işimiz vesilesiyle girip çıktığımız işyerlerinde olsun, buralarda çalışan insanlar görürüz; ve çevremizdeki eş-dostlarımızı... Pek kimse olduğu yerden memnun değildir ve insanlar hep birşeyler yapıp, yükselme eğilimindedirler; birilerini yönetme, işin maddi keyfinin yanında manevi keyfini de çıkarma eğiliminde... Ama bunu isteyen kaç kişi insanları yönetme yeteneğine sahip? Aslında bunun, insanların hayatına yön veren temel içgüdülerden biri olan; “Kendini aşma içgüdüsü” olduğunu hepimiz iyi biliyoruz.

Tamam, herkeste az vaya çok bu içgüdü var ama insanlar aldıkları eğitimin, iş tecrübelerinin, insanları sevk ve idare etme yeteneklerinin yeterliliğinin ne kadar bilincindeler acaba? Herkes birçok konuda kendisini beğeniyor, çok yetenekli olduğunu sanabiliyor ama bu acaba gerçekten böyle mi?!

Bu, işyerlerende astlarla üstler arasında, özellikle yükselme konusunda yaşanan en önemli sorunlardan biri olabiliyor zaman zaman... Birçok insan yetersizliklerinin bilincinde olmadan birtakım birimlerin başına geçmeye aday olabiliyorlar, bu hedefleri uğruna görünen ya da görünmeyen birçok girişimde ve eylemde de bulunuyorlar, ve sonuç bazen başarılı da olabiliyor için garibi!

Peki bu nasıl oluyor?

Yetenekler, yeteneksizlikler
Yine hepimizin bildiği bir söz var; “Hak verilmez alınır!” diye... Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bunun pek de böyle olmadığını birçok değişik konuda görüyoruz ama biz yine de işin gerçeğine bir bakalım isterseniz.
İşyerlerinde işin gereği, her zaman, her düzeydeki elemana üstleri tarafından çeşitli işler verilir. Ve tabii ki bu işler doğal olarak takip edilir; hem iş olarak, hem de işi yapan kişi olarak;
* İş nasıl ele alınıyor?
* Nasıl organize ediliyor (planlama yeteneği!)?
* Diğer işlere göre nasıl bir önem sırasına koyuluyor?
* Gerektiğinde insiyatif nasıl kullanılıyor?
* Tasarrufa önem veriliyor mu?
* Bu işler yapılırken diğer iş arkadaşlarıyla kurulan iletişim nasıl?
* Üst ve astlara duyulan saygı nasıl?
* “Beden Dili”ni nasıl kullanılıyor?
* Ya güvenilirlik,
* Sır saklama?
* İş / işyeri ahlakı nasıl?
* Bilgisayar ve diğer ofis araç-gereçlerini kullanmadaki yetenekler?
* Sözlü iletişim yeteneği?
* Yazılı iletişim yeteği?
* Müşterilerle olan iletişim?
* İş yapılan çevrelerle olan iletişim?
* Özel hayatın işe yansıtılması?
* İş yaparken karşılaşılan sorunların kendi kendine çözülebilme becerisi?
* Önemli konuların zamanında üstlere aktarılması?
* Verilen işlerin zamanında bitirilmesi, vs. vs...
Görüldüğü gibi sadece bir işin yapılmasıyla ilgili konuların neredeyse tamamı, bir insanın o işi nasıl yaptığıyla ilgili becerilerine bağlı. Ve bu beceri çalışan kişinin üstü tarafından mutlaka öyle ya da böyle inceleniyor ve elemanlar (normal şartlar altında) bu değerlendirmelere göre yükselebiliyor ya da uzun yıllar yerlerinde kalıyorlar (ya da işin kötüsü; işine son veriliyor!). Yani ne ekilirse o biçiliyor, yöneticilik verilmiyor, alınıyor.
Yönetici olmak için kişisel yetenek şart!
Yani yönetici olmak için sadece kişisel istekler yeterli değil. Bu konuda çalışmak, bir şekilde kendini göstermek de gerekiyor bir şekilde.
Konunun sadece yetenekle ilgili bölümüne baktığımızda, bunun üç değişik yeteneğin birlişmesiyle ortaya çıktığını görürüyoruz;
1- Kavrama Yeteneği,
2- İletişim Yeteneği,
3- Teknik Yetenek.
Bunları nedir, bakalım;
1- Kavrama Yeteneği;
Bu, yapılan işi bir anlamda; kuşbakışı görme işidir. Yani bir yöneticinin kapsama alanının tamamını görebilme, sorumluluğu alanındaki tüm işe hakim olabilme yeteneği, işin tamamını kavrama işidir. Yani, herşeyden haberdar olabilme, tüm giren ve çıkan hakkında bilgi sahibi olabilme, aynı anda birçok işi yürütebilme işidir.
Bu arada;
* Yapılan işin komple organize edilmesi,
* Yapılan organizasyon içindeki kişilerin ve bu kişilerin çalıştıkları iş yapılan birimlerin birbirleriyle nasıl bir iletişim ve etkileşim içinde olduklarının takip edilmesi,
* Bu kişilerin ve birimlerin çalışırken oluşan değişimlerin birbirlerini nasıl etkiledikleri,
* Nasıl sonuçlar yarattığı,
* Nasıl çözüm yolları yaratıldığı işidir, bir kavrama yeteneğidir.
2- İletişim Yeteneği;
Ne iş yaparsak yapalım, her iş, herşey insan için. Teknoloji bu kadar ilerlemesine rağmen yine de henüz herşey, yine insanla başlıyor, insanla bitiyor ve insansız hiçbir şey olmuyor.
Evet, burada da konumuz insan... İnsanların birbirleriyle olan ilişkileri, iletişimleri, iletişim biçimleri.
Yazımızın başın da dedik; “Yöneticilik; belirlenen bir hedef doğrultusunda, başkalarını etkileyerek iş yaptırma sanatı!” diye.
İnsanları neyimizle, nasıl etkiliyoruz?
* Dış görünümümüzle,
* Yazılı ve sözlü anlatım biçimimizle,
* Hal ve hareketlerimizle.
Ve özellikle yönetici isek;
* Vizyonumuzla,
* Bilgimizle,
* Yaptığımız işteki uzmanlığımızla,
* Maharetlerimizle,
* Sorunları çözmedeki ustalığımızla,
* İş tecrübemizle,
* Adil davranışlarımızla,
* Saygı ve sevgimizle,
* Örnek davranışlarımızla vs., vs.
Dünyanın en zor işlerinden biridir insanlara birşeyler yaptırabilmek... Bu da öncelikle yukarıda sadece bazılarını sıralamaya çalıştığımız, direkt olarak bize ait birikimler ve kişisel yeteneklerle oluyor.
Hepimiz değişik yaradılışlara sahibiz; kimimiz asabi, kimimiz sakin, kimimiz ağır başlı, kimimiz hareketli, kimimiz esprili, kimimiz donuk, kimimiz sevecen, kimimiz duyarsız, vs., vs... Yani temelde mayamızı oluşturan bazı şeyler var.
Neler bunlar?

Bunlar, bizleri kişilerarası iletişimlerimizde başarıya ya da başarısızlığa götüren, bize ait en temel özellikler. Ve yönetici olmaya, bulunduğumuz yerden daha ilerilere gitmeye hazırlanıyorsak, öncelikle bu özelliğimize dikkat etmemiz gerekiyor. Yani nasıl bir kişiliğe sahibiz; nasıl görünüp, algılanıyoruz? Ve insanlarla nasıl bir iletişim içindeyiz?
İyi bir yönetici, öncelikle yönetiminde çalışan kişilerle ve iş yaptığı çevrelerle iyi bir iletişim içinde bulunmak zorundadır. Ve onların arzularını, ihtiyaçlarını, düşüncelerini, beklentilerini bilmek, bunları dikkate almak, değerlendirmek ve gerektiği gibi çözüm yolları bulmak...

3- Teknik Yetenek;
Bir işletmede ya da organizasyonda ister mal üretilsin, ister hizmet, günümüz yoğun rekabet koşullarında herkes en iyi olmak zorundadır. Bu da önce bilgi ile olmaktadır. Yani yapılan iş konusunda yeterli bilgi ile. Bu da önce eğitimle, sonra iş tecrübesiyle kazanılıyor. Ve bu temel yeterlilikler olmadan ne iş yapılabiliyor, ne de o işin yöneticisi olunabiliyor.
Ülkemize baktığımızda, bunun her zaman böyle olmadığını, birsürü insanın bilmediği anlamadığı, eğitimin görmediği işlerde çalıştığını, çalıştırıldığını, pek de ala yönetici yapıladığını, büyük makamlar, yetkiler verildiğini görüyoruz.
Evet, maalesef bunlar olmaktadır ve işler pek de ala yürütülmektedir; hatta büyütülebilmektedir bile. Ama bu kişiler sadece kendilerini kandırmaktadırlar. Çünkü sonuç ne olursa olsun (istisnalar hariç) başarısızlıktır! Ve bu tarz personel ve yöneticiler işletmelerdeki verimsizliklerin baş sebepleridir.

Peki bu kişilere rağmen bazı işletmeler nasıl başarılı olabilmektedir?

Bunu en güzel şöyle açıklayabiliriz; belki duymuşsunuzdur; bazı zeka özürlülerimizin söylediği bir laf vardır; “Ben içkili iken daha iyi araç kullanıyorum” diye... İçkili, serhoş bir insan, nasıl iyi araç kullanabilir? Bu mümkün müdür? Evet bazen mümkündür; çünkü diğer şoförler serhoş değildir. Ve yolda yalpa yapıp giden bir aracı görüp, ona göre hareket etmektedirler. Bu da o kişinin kaza yapmasını bir şekilde önlemektedir.

İşte bu aslı olmayan başarının sırrı burada gizlidir. Yani diğer kişilerin özellik ve yeterlilikleri, bu tarz kişilerin yanlışlarını, başarısızlıklarını bir yerde engellemekte, gizlemekte, bu kişiler de çoğunlukla “daha başka yetenekler”i ile bu görevlerinde yıllarca kalmakta, bu da firma / markaların başarısızlık ve verimsizliklerinin baş sebeplerinden biri olmaktadır!
(*) “Firma / Markalarda Kurumsal Kimlik ve İmaj”, Mehmet Ak, 1998, İstanbul.