Radyolarda verimsizlik sebepleri (1)

Detaylara inildikçe, hatalar yine, daha çok artistik konularda yoğunlaşıyor. Ve her ne kadar en son teknoloji kullanılsa bile, bunun nasıl, hangi ortamlarda ve kimler tarafından kullanıldığı önem kazanıyor.
Verimsizlik...

Geçtiğimiz yıl bu konuyu bir kaç hafta süre ile incelemiştik. Bugün biraz özelleştirmeyi düşündük ve mademki iş dünyamızın daha çok İletişim / Tanıtım’la ilgili bölgelerinde dolaşıyoruz, yani; Reklam, Halkla İlişkileri, Radyo-Televizyon, Sinema’da; biz de bunlardan birinde ele alalım bu konuyu ve örneğin radyolarda yaşanan boyutlarına bir gözatalım istedik.

Bu arada bir hatırlatma yapmakta yarar var; yazdığımız yazıların çoğu, değindiğimiz konular, daha çok yaşanmış gerçeklerin bir analizi, bazen de bilimsel bir süzgeçten geçirilmiş sentez niteliğinde... Ve üzerinde konuştuğumuz, yorum yaptığımız, değerlendirdiğimiz konuların yaşandığı firmaların isminden çok, genel kavramların üzerinde duruyor, firma olarak özelleştirmemeye dikkat ediyorum.
Biz gelelim bu günkü konumuza, yani; “Radyolarda Verimsizlik”e...

Nedir verimsizlik?


Verimsizlik kısaca; yapılan işten maksimim yararın (başarı / kar) elde edilememesidir.
Bu neden olmaktadır?
* İyi, teknik altyapı kuramamaktan,
* İyi bir işletme sistemi (organizasyon) kuramamaktan,
* İyi üretememekten (mal / hizmet),
* İyi pazarlayıp satamamaktan,
* İyi Tanıtım (Görsel Kimlik, Reklam, Halkla İlişkiler çalışmaları) yapamamaktan,
* Hedeflenen kitlelerle iyi / etkili iletişimler kuramamaktan,
* Ve tabii ki, iyi yönetememekten.
Radyolar, İletişim Sektörü’nün son yıllarda yıldızı en çok parlayan kitle iletişim araçları.
Özellikle özel radyo istasyonlarının birbiri arkasına kurulduğu yaklaşık son beş yıl içinde, ülkemiz genelinde küçümsenmeyecek boyutlara erişti bu sektör. Ve bir kısmı başarılı olurken, bir kısmı oldukça başarılı oldu ama çok büyük bir kısmı da son derece başarısız.

Sebep?

Başarı ve başarısızlığın en büyük göstergesi; bilinmek / bilinmemek, tanınmak ya da hiç tanınmamak.
Yani sizin hedeflediğiniz kitleler sizi biliyor mu?
Şimdiye kadar hiç duymuşlar mı?
Varlığınızdan haberdarlar mı?
Bunu küçük bir anket bile derhal ortaya koyabilmektedir.
Yani;

* Hedeflediğiniz dinleyici kitlesi sizi biliyor, tanıyor mu?
* Sizi dinliyor mu?
* Yüzde kaçı dinliyor, yüzde kaçı dinlemiyor?
* Neden dinliyor, neden dinlemiyor?
* Hedeflediğiniz “Reklamveren” (Reklam Ajansı / Firma bazında) sizi biliyor, tanıyor mu?
* Varlığınızdan haberdar mı?
* Yayın politakanızı, yayın çizgnizi, “kapsama alanı”nızı biliyorlar mı?
Yoksa siz kendiniz söylüyor, kendinizi mi dinliyorsunuz?
En baştaki sebepler
Evet, birçok sektörde olduğu gibi radyo sektöründe de verimsizlik yaşayan birçok kuruluş var, birçok firma büyük yatırımlara rağmen istedikleri başarı çizgisine bir türlü erişemiyor. Hatta birgün daha iyi yapan birileri çıkıyor, bunlardan bazılarını zorluyor, onların piyasasını ele bile geçiriyor.

Bunu en başlıca sebepleri nelerdir?

1- Yatırımcının bu işten anlamaması (daha çok; “Bu işte iyi para var!” diye kurması / birileri tarafından kurdurulması!) ve öncelikle bu işe uygun bir ruhu, vizyonu olmaması,
2- Yanlış (daha çok; işten anlamayan) yönetim kadrosu oluşturulması (ve bu kişilerin oluşturduğu “yanlış” alt kadrolar!),
3- Hedef kitlenin tam (net) olarak belirlenememesi,
4- Bir yayın çizgisi (concept) belirlenememesi, bir kimlik yaratılamaması (radyonun bir kimliğinin olmaması!),
5- Kuvvetsiz altyapı (araç-gereç ve vericiler),
6- Hedeflenen dinleyici kitlesi ile iyi iletişim kurumayan bir kadro ve bu kadroda yaratılamayan takım ruhu,
7- Ve yetersiz (ya da yanlış) İletişim / Tanıtım...

Peki ne yapmalı?

İşte, yine geldik işin en zor tarafına...
Yeri geldikçe sık sık bu konuya değiniyoruz, hangi konu olursa olsun, eğer yaptığımız bir iş ile ilgili bir sıkıntı, bir rahatsızlık yaşıyor, çeşitli şekillerde ve değişik zamanlarda bunları düzeltmeye, iyileştirmeye çalışıyor ve uzun bir süreden beri olumlu yönde bir gelişme kaydedemiyor isek, iyi bir “bilen”e (Yönetim Danışmanı) danışmanının zamanı gelmiştir demektir.

Bu aynen, herhangi bir rahatsızlığımız olduğunda, bir süre kendi kendimizi tedavi etmeye çalışıp, bundan bir sonuç alamadığımızda, artık bu işin uzmanı bir doktora başvurmaktan başka çare kalmamamız gibi bir şeydir. Belki de iyi bir yönetim danışmanı denetiminde bir “Yeniden Yapılanma” artık kaçınılmaz olmuştur.
Asıl sorunlar “Artistik konular”da

Ancak burada asıl olarak önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum; ülkemizde rastladığımız verimsizliklerle ilgili rahatsızlıkları incelediğimizde, bunların daha çok artistik konularda yapılan yanlışlıklarda yoğunlaştığını görüyoruz. Yani firmaların tüm altyapıları (araç-gereç, teknik donanım) genelde, öyle ya da böyle yeterli oluyor, ancak bunların nasıl düzenlendiği, nasıl ve kimler tarafından kullanıldığı ile ilgili konularda birsürü yanlış yapılıyor. Yani, herkesin kullandığı malzeme, araç-gereç öyle ya da böyle aynı ama nedense herkes ortaya iyi birşey çıkaramıyor.
Bu konumuzda şöyle oluyor;

* Kullanılan araç-gereç ve elektronik cihazlar hangi kalitede? Günün, çağın, yapılan işin gereklerine uygun mu?
* Nasıl bir mekanda, nasıl yerleştirilmiş? Ortam bu işe ne kadar uygun?
* Firmanın (radyonun) ismi, nasıl?
* “Yayın çizgisi” belirlenmiş, oluşturulmuş mu? Bu, hedeflenen kitle tarafından algılanıyor mu?
* Yapılan programlar hedeflenen kitleye ne kadar uygun? Onların beklentilerine ne kadar uyuyor?
* Radyoyu tanıtan “cıngıl” nasıl?
* Tanıtım için hazırlanan broşürler, tanıtım setleri ve kitleri, bültenler, afiş, “billboard”lar, tüm “out-door” çalışmaları; bunların dizaynları, bu dizaynların konuya, yayın çizgisine ve hedeflenen kitlelere uygun mu? Bunlarda kullanılan dil, hitab şekilleri nasıl?
* Yapılan “PR” faaliyetleri ne durumda?
* Bunların toplamında verilen mesajlar nasıl?
* Ya yaratılan “İmaj”?
Evet bütün bunların toplamında artistik puanlar var. Yani bir ürün / hizmeti nasıl yaptığınız kadar, nerede, kimlerle ve nasıl sunduğunuz da önemli; hatta daha çok önemli.

Ve verimsizlikler en çok bu detaylarda yapılan artistik hatalarla oluşuyor. Yani size göre iyi, mükemmel, şahane, süper olan şeylerin aslında (gerçekten) pek de öyle olmadığında... Ve bu hastalıkları sadece İletişim / Tanıtım bilgileri çerçevesinde tedavi edebiliyorsunuz. Yani, ağırlıklı olarak; Reklam, Halkla İlişkiler ve Grafik Sanatlar ile...