“PR” (Public Relations / Halkla İlişkiler) deyince ne anlıyoruz?

Günümüz piyasa ve dünya koşullarında, insanların hayata bakış açılarındaki değişiklikler, sadece iyi iş yapmayı yeterli kılmıyor artık. Özellikle büyük kitlelerle iş yapmak zorunda olan firma / markaların, bu kitlelerle iyi, etkili iletişimlerde de bulunması gerekiyor.

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA), “PR”ı (Public Relations / Halkla İlişkiler) şöyle tanımlıyor; Bir organizasyon (firma / marka) ile o organizasyonun yaptığı işle ilgili olarak, çevresi arasında anlayış, işbirliği ve hoşgörü temellerine dayanan bir ilişkinin (iletişim) kurulması, bunun devam ettirilme ve geliştirilmesi...

Encylopedia Brittanica’ya baktığımızda, Halkla İlişkiler; bir kişi ya da kurumun halkla ilişkisini geliştirme ve anlama yolundaki çabalar;

Webster’e göre; kişi, şirket ya da kurumla halk arasındaki karşılıklı anlayış ve iyi niyeti geliştirme bilimi ya da sanatı;
Webster International Dictionary’e göre; bir sanayi kolu, sendika, şirket, meslek grubu, hükümet ya da başka kuruluşun müşteri, işçi, ortak gibi belirli gruplar ya da geniş anlamda halk ile sağlam ve verimli bağlar kurup, bunları geliştirerek, kendisini çevresine yerleştirme ve topluma tanıtma için giriştiği çabalar;

Profesör Byron Christian’a göre, Halkla İlişkiler; halkla haberleşme yoluyla bir kuruluşun lehinde düşünmeğe, onu desteklemeye, güçlüklerle karşılaşsa da onu uzun zaman vazgeçmeden denemeye teşvik etmek, bu yolda halkı etkilemek olarak tarif edilmekte, açıklanmaktadır.

Evet, böyle yüzlerce tanımı yapılmıştır bugüne kadar Halkla İlişkiler’in... Ama sonuç olarak üç aşağı beş yukarı, tanımlar aynı kapıya çıkmaktadır.

Halkla İlişkiler çalışmaları nasıl yapılıyor?

Ne iş yaparsak yapalım, hangi iş kolunda çalışırsak çalışalım, Halkla İlişkiler çalışmaları mutlaka dört adımdan oluşmaktadır. Bunları kısaca inceleyecek olursak;

1- Araştırma, inceleme;
Sorunların tespiti, çalışmalarda yardımcı olacak verilerin elde edilmesi, her türlü gerekli bilgi ve dökümanının toplanması, kurumiçi ve kurumdışı insanlarla görüşmeler (yapılacak PR çalışmalarına yön verecek amaçlı “interview”lar!) yapılması.

2- Strateji belirleme, planlama;
Toplanan veriler ve araştırma sonuçlarına göre yapılacak çalışmaların yönünün, hedeflerini ve alınmak istenen sonuçların saptanmasına yönelik yöntemlerin belirlenmesi ve planlamanın yapılması... Ve tabii ki, herbir uygulamaya geçecek çalışmanın projelendirilmesi.

3- Uygulama;
Hazırlanan plan-programa göre, saptanan zamanda / zaman dilimi içinde ve kabul edilen bütçe çerçevesinde, konuya uygun, hedeflenen kitlelere, istenen mesajların en iyi şekilde iletilebileceği uygun iletişim araçlarını ve ortamları da seçerek yapılacak çalışmalara geçilmesi.
4- Değerlendirme;
Bu çalışmalar;
* Uygulama öncesi,
*Uygulama sırası,
*Uygulama sonrası
olmak üzere 3 değişik aşamada yapılabilir.
Değerlendirme çalışmalarının yapılmasındaki asıl amaç, yapılan çalışmalardan alınacak sonuçlardır. Yani, uygulanan plan ve programların hedef kitleler üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerinin araştırılması, hazırlanan ve izlenen stratejinin amacına ulaşıp ulaşmadığı, çalışmaların geri dönüşümlerinin neler olduğu saptanır. Alınan sonuçlar sadece bunlarla da kalmayıp, alınan sonuçlara göre yeniden yapılacak çalışmaların yöntemlerinin, amaçlarının yeni amaç ve stratejilerinin belirlenmesine de yarar sağlar.

Kaç çeşit PR vardır?


PR (Halkla İlişkiler / Public Relations) çalışmaları genel olarak baktığımızda dört şekilde yapılır;
1- Kurumsal PR;
Kurumiçi (yöneticiler ve personeli kapsar), kurumdışı (müşteriler ve iş yapılan çevreleri kapsar) ve Basınla İlişkiler.
2- Stratejik PR;
Bu PR çalışmaları daha çok, bir kişi, firma, kurum, kuruluş, marka, fikir ya da ülkenin bir takım topluluklar karşısında karşılaştığı ya da karşılaşabileceği problemlere karşı yapılan, yine yukarıda açıklandığı gibi “4 adım”da gerçekleştirilen faaliyetler de olabilir; ki “kriz” durumlarını da (Kriz PR’ı) bu kategoriye sokabiliriz.
3- MPR (Marketing PR / Pazarlama Yönelimli Halkla İlişkiler),
4- PR Kampanyaları...

PR ne kadar gerekli?


PR ülkemiz için yeni bir kavram. İletişim çatısı altında yerini bulan bu işin tam olarak ne olduğunu, ne olmadığını anlatmak için çok az sayıda insan ve PR şirketi çok değil, son 5-6 yıldır büyük bir emek sarfediyor ülkemizde. Çünkü artık bu işin tam olarak ne olduğunu bilenler biliyor ki, PR da bir kişi ya da iş (organizasyon) için, iyi, bilimsel yaklaşımlarla kullanıldığında, büyük yararlar sağlayan önemli bir kavram, bir iş, bir güç.

Evet, ister bir firma / marka, ister bir kişi (işadamı, devletadamı, sanatçı, vs.), ister bir fikir ya da söz konusu bir ülke olsun; günümüz şartlarında PR’ın gücünden faydalanmak büyük yararlar sağlıyor kullanana.
Neden?
* Başarmak için,
* Yanlış anlaşılmamak için,
* İstendiği gibi algılanmak için,
* Daha güçlü görünmek, olmak için,
* Daha fazla sevilmek,
* Saygı / itibar görmek için,
* İyi bir imaja sahip olmak için...
Yani sadece bir ticari işletme olarak ele alacak olsak bile, sadece iyi bir finans, iyi bir iş idaresi, sistem organizasyon bilgisi, muhasebe, üretim / hizmet planlama yapmak yetmiyor günümüzde başarılı için... İyi reklam, tanıtım yapmak da gerekiyor... Ancak günümüz piyasa ve dünya koşullarında, hatta insanların hayata bakış açılarındaki değişiklikler, bunları da yeterli kılmıyor artık. Özellikle büyük kitlelerle iş yapmak, bir şekilde onlarla iyi, etkili iletişimlerde de bulunmayı gerektiriyor. Bunu da daha çok PR yapıyor.

PR’da uzmanlık


PR apayrı uzmanlık gerektiren bir iş. Bu konuda etkili ve yetkili olmak için de bir çok şeye haiz olmak gerekiyor (bkz. Firma ve Markalarda Kurumsal Kimlik ve İmaj / Mehmet Ak, İstanbul, 1998). Burada kısaca değinmek gerekirse üç şeye;
1- Teorik bilgi (bu konuda eğitim),
2- İş tecrübesi (en az 5 yıl),
3- Özel yeteneğe (genel kültür, iyi / etkili konuşma ve yazma, organizasyon ve koordinasyon yeteneği, teknolojik konularına yatkınlık, yaratıcılık, sanatsal ve estetik konulara yatkınlık, insanlarla iyi iletişim kurabilme...).

Bir çok konuda olduğu gibi ülkemizde bu konuda da bir geçiş dönemi yaşanıyor. Ve görüyoruz ki, şu anda verilen yüksek eğitimler bile bu işin uzmanını yetiştirmeye henüz yetmezken, üzücüdür ki firmalarımızda da bu işler hafife alınmakta, büyük bir çoğunluğunda konuya uygun olmayan kişiler “Halkla İlişkiler Uzmanı” (!) olarak görev yapmaktadırlar. Ancak durum böyle olunca da, görüldüğü kadarıyla yapılanlar pek PR olmamaktadır.